Konuyu Okuyanlar:
1 Ziyaretçi

[İnceleme] Dishonored
#1
resim

Doğrusunu söylemek gerekirse, E3 2012'ye kadar Dishonored'ın ismini duyan çoğu insan oyundan fazla bir şey beklemiyordu. Ben de dahilim bu insanların arasına. Ancak Dishonored'ın sıradan bir oyun olduğunu düşünen herkes, fuarda oynanış videolarını gördükten sonra hayretler içerisinde kalmıştı. Hayretler içerisinde kalmayanlar da, en azından oyunun zannettikleri kadar kötü olamayacağını anlamış oldular. Ve böylece E3 2012 fuarındaki çoğu oyunun önüne geçerek dikkatleri üzerine toplamayı başardı.

Dishonored, 9 Ekim 2012 yılında PC, XBOX 360 ve Playstation 3 için piyasaya sürüldü. Oyunun yapımcısı Arkane Studios, dağıtımcısı ise Bethesda Softworks idi. Oyun Unreal Engine 3 grafik motorunu kullanıyordu. Oyunun ilk inceleme puanları beklentilerin bir hayli üstündeydi. Bu olay satış rakamlarına da yansıdı. Oyunun çıkmasına 1 haftadan fazla süre varken, Steam üzerinde (ön-siparişteki oyunlar içerisinde) en çok satılan 3. oyun, çıktıktan sonraki ilk haftasında ise İngiltere'de en çok satılan 2. oyun olma başarılarını kazandı. Ayrıca 2012 yılı içerisinde En iyi Action Adventure Oyunu ve En iyi Oyun gibi ödülleri kazanması da cabası.[b][align=center]

[align=center]Z2brO0.jpg

[b]Ana karakterimizin ismi Corvo Attano. Kendisi bir asker ve aynı zamanda Kraliçe'nin özel koruması. Bizzat Kraliçe tarafından şehri içten içe çürüten veba hastalığına çare bulabilmesi için, başka şehirlere gönderilmiş ve Kraliçe'ye raporunu çok geç olmadan sunabilmek için ''geri dönmesi beklenen'' tarihten 2 gün önce şehre geri dönmüştür. Corvo raporunu teslim edebilmek için hiç vakit kaybetmeden Kraliçe'nin yanına gider. Görüşmeleri esnasında, özel güçleri olan suikasçılar Kraliçe'yi öldürür ve kızı Emily'i yanlarına alıp, ortadan kaybolurlar. Kraliçe'nin cesedinin yanında sadece Corvo kaldığı için, olay yerine gelen herkes Kraliçe'yi Corvo'nun öldürdüğünü düşünür. Corvo bunun üzerine hain ilan edilir ve rütbesi sökülür. Ve idam edilmek üzere hapse yollanır. Ama Corvo'nun Kraliçe'yi öldürmediği, ona tuzak kurulduğunu düşünen bazı kişiler, hapisten kaçmasına yardım eder. Bu arkadaşlar da, ölen Kraliçe'lerine bağlı, sadık adamlar. Ve kızı Emily'nin tahta geçmesini istiyorlar. İşte hikayemiz de tam burada başlıyor. Amacımız Kraliçe'nin intikamını almak ve kızı Emily'i kurtarmak.

Hikayenin klişe olduğunu, basit bir hikaye gibi göründüğünü düşünebilirsiniz. Ama inanın öyle değil. Basit gibi görünen ama iyice derinlere doğru inen bir hikayesi var. İşte bu yüzden sizi tam anlamıyla sarıyor hikaye. Hikayemizin geçtiği şehrin ismi Dunwall. Dunwall yapımcılar tarafından çok sevilen, buhar gücü teknolojisine dayalı Steampunk tarzında tasarlanmış. Dunwall tasarlanırken, Victoria döneminin Londra'sı ve Edinburgh örnek alınmış. Giyim, kuşam vb her şey o döneme ait. Grafiklerini çoğu insan beğenmese bile ben o kadar kötü olduğunu düşünmüyorum. Yani bir Crysis falan değil tabii ki ama bu oyunu oynama sebebinizin grafikler olduğunu sanmıyorum şahsen. Şehir kaplamaları falan çok güzel olmuş. Çevrede detay olarak bazı eksiklikler var ama o kadar göze batacağını düşünmüyorum.

Ld9dzb.jpg

Oyundaki silahlarınızdan ve yapabileceklerinizden bahsedelim. Sağ elinizde her zaman kılıcınızı taşıyorsunuz. Yakın dövüşteki en büyük dostunuz kılıcınız kısacası. Sol elinizde duracak silahlarınız veya güçleriniz ise epey çeşitli. Silah olarak arbalet, tabanca, el bombası, yapışkan bomba, mayın gibi seçenekleriniz var. Arbaletiniz için normal oklar, uyku okları ve patlayıcı oklar takabiliyorsunuz. Tabancanız için de normal mermi ve patlayıcı mermi gibi seçenekleriniz var. Ve Piero Joplin sayesinde bu silahlarınızı geliştirebiliyorsunuz. Daha iyi nişan alma, daha fazla cephane, daha hızlı mermi doldurma gibi geliştirmeler yapmanız mevcut. Ayrıca koşarken daha sessiz olmanızı sağlayan, maskenizle daha yakını görebilmenizi sağlayan, zırhınızı daha dayanıklı hale getiren geliştirmeleri de Piero yapabiliyor. Sadece görevlerde bulduğunuz planları ona getirin.

Outsider isimli mistik bir arkadaş, size kendi damgasını veriyor. Bu sayede özel güçlerinize ulaşıyorsunuz. Blink, Dark Vision, Possession, Bend Time, Devouring Swarm, Wind Blast gibi özel güçleriniz var. Blink; bir yerden bir yere ışınlanmanızı, Dark Vision; duvarların arkasındaki canlıların nereye doğru baktıklarını görmenizi ve değerli eşyaların bu büyü sayesinde görünmesini, Possession; insan, fare, tazı, balık gibi canlıların zihinlerine girerek onları kontrol edebilmenizi, Bend Time; zamanı yavaşlatmayı veya durdurmanızı, Devouring Swarm; Kısa bir süre için ölümcül bir fare sürüsü oluşturmanızı, Wind Blast; rüzgarı kullanarak düşmanınızı uçurabilmenizi (Skyrim'deki Fus-Ro-Dah'a benzer) sağlıyor. Bu güçlerinizin kilidini açabilmek için, Rune denen eşyaları toplamanız gerekiyor. Rune'ları bulabilmek için de yine Outsider'ın verdiği kalbi kullanmanız gerekiyor.

Özel güçlerimizin yanında, pasif güçleriniz de mevcut. İsimleri; Vitality, Blood Thirsty, Agility, Shadow Kill şeklinde. Vitality; canınızın azıcık artmasına ve ufak bir miktarda can yenilenmesini, Blood Thirsty; adrenalin dolduğunda, karşınızdakileri belli bir süre için tek vuruşta öldürebilmenizi, Agility; çift zıplama gerçekleştirerek daha yükseğe zıplamanızı ve daha hızlı koşmanızı, Shadow Kill; öldürdüğünüz düşmanlarınızın küle dönüşmesini sağlıyor. Ayrıca Bone Charm olarak adlandırılan, balinaların kemiklerinden yapılan mistik objelere erişebiliyorsunuz. Bu sayede de Corvo için önemli geliştirmelere ulaşabiliyorsunuz. Bone Charm'lar, düşmanınızı daha hızlı boğmanızı, ceset taşırken daha hızlı hareket etmenizi, farelerin yanına yaklaşmadığınız sürece size saldırmamasını, öldürdüğünüz düşmanlarınızın üzerinden daha fazla cephane çıkması vb. gibi özelliklerden yararlanmanızı sağlıyor. 6 tane Bone Charm taşıma hakkınız var. Oynayış tarzınıza göre, işinize en fazla yarayacağını düşündüğünüz Bone Charm'ları seçmenizi tavsiye ederim.

kZVrOJ.jpg

Gelelim size zorluk çıkarabilecek düşmanlarınıza. Oyundaki düşmanlarınız askerler, Overseer'lar, Tallboy'lar, bazı çete üyeleri, vebalılar ve Whalers isimli suikasçılar. Askerleri öldürmek basit. En üst seviye kaptanları öldürmek biraz zor tabii. Hızlı ve isabetli tabanca kullanmaları ve darbelerinizden kaçabilmeleri sizin için büyük dezavantaj. Overseer'lar yakın dövüşte çok iyi olmamalarına karşın, hiç beklemediğiniz bir anda bomba atabiliyorlar ayağınızın dibine. Ve de bazı Overseer'lar özel güçlerinizi etkisiz hale getiren ve sağlığınızın yavaş yavaş azalmasına sebep olan sihirli müzik kutusu kullanıyorlar. Çete üyeleri sadece sizinle değil, oyundaki herkesle düşman. Öldürmek çok zor değil. Vebalılar da öyle. Whalers isimli suikasçıları basit çetelerin arasına koymadım. Çünkü öldürmeleri o kadar da kolay değil. Tıpkı sizin gibi özel güçleri var, özel bir mekanizma sayesinde çok hızlı arbalet fırlatabiliyorlar ve bazı ataklarınızdan kaçabiliyorlar. Güçlüler ama öldürmeleri Tallboy'lar kadar zor değil.  Oyundaki en zor düşmanımız; Tallboy'lar. Bu güçlü asker-robotlar (asker mi, robot mu desem bilemedim) yanıcı ok taşıyorlar, ayakları bir hayli uzun ve demirden olduğu için kılıç kullanmanız imkansız ve kalkanları var. Tek açık noktaları yukarıdan suikast. Bunu yaparsanız fazla zorluk çekmezsiniz ama Tallboy'lar ile fazla uğraşmak pek sağlıklı değil.

BoloMD.jpg

Görevler gayet güzel tasarlanmış. Hiçbir bölümü oynarken sıkıldığımı hatırlamıyorum. Yan görevlerden bahsetmek gerekirse, birbirini tekrar etmiyor ve gayet güzel bir şekilde tasarlanmış. Bazen görevdeyken bir şey keşfettiğinizde karşınıza çıkıyor, bazen göreve gitmeden herhangi bir kişi ricada da bulunabiliyor. Bu görevleri yaparsanız ödül alabiliyorsunuz, yapmak istemezseniz ödülü unutun.

Oynanış konusunda tamamen serbest bırakmışlar bizleri yapımcılar. İsterseniz herkesi biçerek, katliam yaparak ilerleyin veya gizlice, kimseye görünmeden ve kimseye öldürmeden görevlerinizi tamamlayarak oyunun zevkini 2 katına çıkarın. Yanlış duymadınız, oyunu kimseyi öldürmeden bitirmeniz mümkün. Veya hedefinizi birçok şekilde öldürebilmeniz. Zehir, silahlı saldırı, kılıçla suikast, kaza süsü verme, patlatıcı kullanma, düşmanlarınızı birbirine kırdırma vb. gibi bir çok yol mevcut. Bazı öldürme yollarınız görevlere bağlı olmuş. Yani sadece bir görev için geçerli olabiliyor bazıları. Bu pek hoşuma gitmedi açıkçası. Ama bu oyundaki öldürme çeşitliliğini kısıtlamıyor. Oyunu uzun saatler oynamış ve bir çok kere bitirmiş olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, bu oyunu gizlilik temalı oynarsanız çok daha zevk alacağınıza emin olabilirsiniz. Oyunun sonunun da, yapacağınız katliama göre değişeceğini belirtmiş olayım. Eğer önünüze geleni öldürüp, mutlu son arıyorsanız yanlış geldiniz. Veba olayı var hatırlarsanız. Kimseye dalaşmadan gitmeniz lazım ki, oyun mutlu son ile sona erebilsin. Oyunun teması gizlilik üzerine zaten. Mecburen de olsa bir suikasçı oluyorsunuz, aranan bir adamsınız, başınıza bir ödül var ve ulu orta yerlerde herkese dalarak oynayıp, oyunu bu şekilde bitirmenin zevkli olacağını düşünmüyorum zaten.

9vkp1Z.jpg

Seslendirmeler gayet kaliteli. Karakterlerin konuşması gerçekten çok uyumlu ve düzgün olmuş. Karakter modellemeleri de gayet başarılı. Bazı karakterlerde bir süre sonra aynı yüzü görmek can sıkabiliyor ama. Atmosfere diyecek bir şey yok zaten. Kendinizi oyunun içinde hissediyorsunuz adeta.

Gelelim oyunun pek hoşlanmadığım yanlarına. Grafikler benim için önemli değil, ama daha iyi olabilirdi. Müzikler için herkesin aksine katı davranmayacağım. Oyunun sonundaki müzik ve oyundaki her askerin ıslıkla söylediği ''The Drunken Whaler'' şarkısı hoşuma gitti. Evet, fazla şarkı yok oyunda. Neredeyse hiç yok. Ama hatırlatırım, bu gizlilik temalı bir oyun. Corvo'nun konuşmaması ayrı bir saçmalık. Belki mükemmel karakterler arasına girebilecek bir adam, konuşmuyor. Sesini bir kere duymadık. Müziğin çok çok önemli olduğunu düşünmüyorum o yüzden. En beğenmediğim özellik yapay zeka. Oyunu en son seviye zorlukta bitirdim. Gizlilik üzerine oynamış olabilirim ama askerler tam önlerinden geçmediğim sürece görmedi bile beni. En üst zorluk seviyesinde oyunu bitirmek bu kadar kolay olmamalıydı diye düşünüyorum.

Dishonored, son yıllarda oynadığım en iyi oyunlardan biri. Hayranım ben oyuna. Defalarca bitirmeme rağmen, yine sıkılmadan oynayabiliyorum. Hikayesi, karakterlerin tok sesi, oynanış dinamikleri vb. ile sizi büyüleyeciğini düşünüyorum. Sevmediğiniz, hoşlanmadığınız yönleri olabilir ama kesinlikle denemelisiniz.

Sunum: 10/10
Oynanış: 10/10
Grafik: 8/10
Atmosfer: 10/10
Eğlence: 10/10
Ses: 9/10
Hikaye: 10/10

Puan: 9,5


Trailer

[youtube]C2DdaTBYo2k[/youtube]
#2
Harika bir inceleme olmuş.
#3
Corvo'nun konuşmaması niye saçmalık ki? Seni karakterle özdeşleştiriyor işte oyun. Konuşsaydı başka birini yönetiyor gibi olurdun, konuşmadığından olayları sen yaşıyorsun. Birde oyunla ilgili hiç anın falan yok mu. Şöyle okuyunca oyunu oynamamışsın gibi gözüküyor. Oyunda o kadar rastgele olay var onlardan bahsedeydin, şuradan gidiyordum ama 3 tane asker vardı. Üçünü de indiremezdim ama nasıl olduysa kafalarına saksı düşüp öldüler falan. Azıcık şaşırt bizi. Beğenmedim ben incelemeyi. Oyuna 10, sana 0 puan. Baştan yaz  Leach
#4
(25.10.2014, Saat: 16:46)Meridia link Adlı Kullanıcıdan Alıntı: Harika bir inceleme olmuş.
Teşekkür ederim. Smile

(25.10.2014, Saat: 17:01)mertusta link Adlı Kullanıcıdan Alıntı: Corvo'nun konuşmaması niye saçmalık ki? Seni karakterle özdeşleştiriyor işte oyun. Konuşsaydı başka birini yönetiyor gibi olurdun, konuşmadığından olayları sen yaşıyorsun. Birde oyunla ilgili hiç anın falan yok mu. Şöyle okuyunca oyunu oynamamışsın gibi gözüküyor. Oyunda o kadar rastgele olay var onlardan bahsedeydin, şuradan gidiyordum ama 3 tane asker vardı. Üçünü de indiremezdim ama nasıl olduysa kafalarına saksı düşüp öldüler falan. Azıcık şaşırt bizi. Beğenmedim ben incelemeyi. Oyuna 10, sana 0 puan. Baştan yaz  Leach
Corvo'nun konuşmaması tamamen saçmalık. DLC'leri sen de oynadın ve Daud'un ne kadar mükemmel bir sesi olduğunu biliyorsun. Adam zar zor konuşuyor ama konuştuğu zaman o sesin düzgünlüğü insanı mutlu ediyor. ''Oyunu oynamamışsın gibi görünüyor'' demişsin. doh Steam kayıtlarına göre 74 saat oynamışım. -_- Oyunda rastgele olaylar yaşamadım, çünkü kimseye görünmeden ve kimseyi öldürmeden bitirdim oyunu. Smile Senin için daha güzel incelemeler yapacağım bundan sonra Diablo. Smile
#5
Ben kaç saat oynadığına bakmam diablo, NPC'lerin konuşmalarını dinlememişsin, kitapları günlükleri falan hiç okumamışsın. Boşa gitmiş o 74 saat.
#6
(25.10.2014, Saat: 18:44)mertusta link Adlı Kullanıcıdan Alıntı: Ben kaç saat oynadığına bakmam diablo, NPC'lerin konuşmalarını dinlememişsin, kitapları günlükleri falan hiç okumamışsın. Boşa gitmiş o 74 saat.
Bizi aydınlatır mısın o halde? Smile
#7
Ben bana en çok koyan anı söyleyim isterseniz  kötü sonda pendlton'un ölmeden söyledikleri varya ne biçim koymuştu sana önerebilirim ki zaten kraliçeye çaktığını bilmeyen yok diyordu.
Aslında kibar bir dille söylmek isterdim ama yapacak bişey yok.
#8
Ben bana en çok koyan anı söyleyim isterseniz  kötü sonda pendlton'un ölmeden söyledikleri varya ne biçim koymuştu sana önerebilirim ki zaten kraliçeye çaktığını bilmeyen yok diyordu.
Aslında kibar bir dille söylmek isterdim ama yapacak bişey yok.