Üye değil misiniz? Hemen kaydolun!
Üyelik Aç  


Konuyu Okuyanlar:
1 Ziyaretçi

 
skyrim hikayesi

#1
  sevgilim,
  sana daha önce yazmadığım için üzgünüm.işlerimin ne kadar yoğun olduğunu bilemezsin.aslında bu mektubu da yazamayacaktım ama  daha önce bahsettiğim vampir dostumuz yardım etti.bir yarasa(evet bir yarasa) bu mektubu ıssızkente ulaştıracak ve oradan da ıssızkent mevkibeyinin aracılığıyla sana gelecek.neden yarasa dersen bu unutulmuş vadiye  gelirken geçtiğimiz mağara güvercinlerin geçemeyeceği kadar karanlık ve tehlikeli.gerçekten de şimdiye kadar gördüklerim içinde en uzun ve karanlık olanıydı.neyseki bundan da sağ kurtuldum ve senle aynı semanın altında yan yana olamasakta aynı yıldızlara bakabilme şerefine eriştim.biliyorum bu ayrılık uzun sürdü ve mutlu sonla biteceğinden de ümitsizim.ama emin ol savaşım yaşamak için değil sana kavuşmak içindir.insanların benden beklentilerini, umutlarını, tanrılarına yaptıkları bütün yakarışları sırtıma yük yapmışım sana koşuyorum.
  bilmiyorum, belki bana sinirlisin ama kaderin böyle olması benim suçum değildi.nordların deyişiyle dizine ok yemiş eski maceracı şimdinin skyrime mal götürüp satan kaçakçısı  karasu civarında şanssızlık eseri imparatorluk tuzağına yakalanıp stormcloak  zannedilecek ve neyse bunu tekar etmek istemiyorum
  senin bana yazdığın son mektupta imparatorluk ajanlarının geldiğini ve çocukları görmek istediğini söyledin.razı olmamakla çok iyi etmişsin.sebebini bilmiyorum belki sadece akatoshun kanının aktığı adamın çocuklarını görüp aynı mirasa sahip olup olmadıklarına bakacaklardı ya da bilmiyorum hırsın insanlara ne kadar kötü şeyler yaptırdığını ikimizde şahit olduk.ama bildiğim birşey varsa imparatorluk ajanları geldiyse thalmorunkiler de gelecektir ve korkarım onlar nazikçe sormayacaklar.bu mektubu aldığınızda stros mkaiye yolculuk hazırlıklarına başlayın.o topraklar atalarımızı her zaman korudu sizi de koruyacaktır.size yoldaşlık etmesi için durnehviir adındaki ejdarhayı yolluyorum.üstelik sana sataşmaya başladığını söylediğin şu soylu bozuntusuna benim mesajımı iletecek.merak etme sesimin orada duyulması yakındır.seni ve çocukları yüzbinlerce kez öpüyorum.hoşçakal...
Ara
Cevapla

#2
Büyük harflere dikkat etsen ve noktadan sonra boşluk bıraksan daha iyiydi. Neyse yine de hikayen güzel gibi.
Ara
Cevapla

#3
Güzel hikaye, güzel hayal gücü ama bana sanki aslında tam olan bi hikayenin kopuk bi parçası gibi geldi... öncesini falan anlatır mısın ? yoksa ben herşeyi yanlış mı anladım ?
Ara
Cevapla

#4
Güzel.
Ara
Cevapla

#5
Redguard hikayesi sanırım. Devamını bekliyorum hocam.
Ara
Cevapla

#6
(23.09.2016, Saat: 08:19)Akselius link Adlı Kullanıcıdan Alıntı:Redguard hikayesi sanırım. Devamını bekliyorum hocam.

Adam Dovahkiin. Redguard nereden çıktı?
Ara
Cevapla

#7
(23.09.2016, Saat: 08:20)Diist Kiin link Adlı Kullanıcıdan Alıntı:Adam Dovahkiin. Redguard nereden çıktı?

Stros mkai'ye gidiyorlarmış. Oradan çıkartmış olabilir. Ayrıca Redguard Dovahkiin olamaz mı Shocked
Cevapla

#8
(23.09.2016, Saat: 08:22)mertusta link Adlı Kullanıcıdan Alıntı:Stros mkai'ye gidiyorlarmış. Oradan çıkartmış olabilir. Ayrıca Redguard Dovahkiin olamaz mı Shocked
Tam olarak aynısını yazacaktım.
Ara
Cevapla

#9
He tamam. Olur da olmasına adam sadece Dovahkiin demiş acaba Redguard'ı nereden çıkardı diye merak ettim. Stros M'Kai'e dikkat etmemişim.
Ara
Cevapla

#10
Keşiş mağarasında uyandı ve  ışığa doğru ilerledi. Dışarıya çıktığında gördüğü her zamankinden farksız boş bir platoydu. Kıraç topraklar gözün alabildiğince uzanıyordu ve bir deniz gibi pürüzsüzdü. Bu dinginliği bozan tek şey çok uzakta gözüken mabeddi.  Hiçbir yaşam emaresi yoktu hatta insanın daha beter yaşam enerjisini çalıyor gibiydi. Arada sırada çıkan hafif rüzgar toprağın tozunu havaya kaldırıyor ve onunla oynuyordu fakat havanın kasvetini  değil dindirmek daha da boğultucu hale getiriyordu. Atmosfer her zamanki gibi karanlıktı, bir parça ışık olmamasına rağmen etrafı nasıl gördüğüne şaşıyordu.Buraya ilk geldiği günlerde bunun toprağın altında yaşayan ve ona rağmen her şeyi görebilen köstebekvari bir yetenek olduğunu düşünmüştü  ama artık bunun çok daha büyük bir gizem olduğuna kanaat getirmişti. Keşiş uçsuz bucaksız platoda bütün yalnızlığıyla yürümeye başladı.Çok uzakta onu buraya getiren geminin direkleri gözüküyordu. Daedralardan çaldığı bu büyünün artık bir bela olduğunu düşünmeye başlamıştı; bu yüzden de gemiyi her gördüğünde  küfrediyordu.Sahile gidip gezmeyi  düşündü ama sonra vazgeçti. Biraz açtı ve önce kurbanın kanını akıtmaya  karar verdi.

  Keşiş yürürken çocukluğunu ve gençliğini geçirdiği Cyrodill çayırlarını düşündü. Orası da neredeyse böyle bir yerdi fakat en azından gökte güneş parlıyordu bir de arada sırada yükselen küçük tepecikler vardı. Arada sırada çıkan ağaç korulukları çayırdan kaçması gereken orman yaratıklarına yuva oluyordu. Tabi Valenwooda yakın bölgelerde bu ağaçlıkların sayısı baya  artıyor hatta hatırı sayılır büyüklükte ormanlarla karşılaşılıyordu. Aslında burayı Cyrodille benzetmekle hatıralarına saygısızlık yaptığını düşündü. Cyrodill çok güzel bir yerdi hele ki baharda yağmur yağınca toprak kokusu bütün yanı sarardı.Uzun çimenlerden damlayan yağmur damlaları güneş ışığının altında parlarken gökyüzünde de mutlaka gökkuşağı çıkardı.

    Keşiş bunları çoğunu düşünürken sunağa ulaşmıştı. Daedra harfleriyle sunağın üstünde "Hırsla girilir, umutsuzlukla kalınır."  yazıyordu. Sunakta her zaman ki gibi nereden geldiğini hiç bilmediği ufak bir ceylan yavrusu vardı. Ceylan  gözlerini yeni gelen yabancıya merakla dikmiş dikkatle ona bakarken bir yandan da yediği otun son  parçasını çiğniyordu.Keşiş yavaşça ceylan yavrusuna yanaştı ve bıçağını çıkardı.Ceylan hala hareketsizce bekliyordu. Keşiş bıçağın ucunu boğazına dayadığında ceylan bıçağın soğuğundan ürperdi ve hışımla yerinden kalkmaya çalıştı.Fakat ondan çevik çıkan keşiş ceylanı tuttu ve hızlıca bıçağı  damarına sapladı. Böyle yapmayı daha çok seviyordu çünkü bu karanlık dünyanın ortasında yapayalnız kalan keşiş hissetmeye o kadar çok açtı ki ceylanın acısının uzun sürmesini istiyor ve elinin altında ölüm sancısıyla titredikçe  ve hırıltılar çıkardıkça adamın  yüzü zevkten kızarıyordu. Ceylanın kanı keşişin eline boşalırken keşiş hala baharı düşünüyordu.Ve sonra ilgisini bir anda kaybetti çünkü küçük ceylanın iri kara gözleri merhamet istercesine  keşişe çevrilmişti.Keşiş ceylanın gözlerine pür dikkat kesilmişken ceylan son nefesini verdi. Ceylanın gözleri keşişe hayatındaki ilk anısını hatırlatmıştı.
   
    Bahardı ve yağmur henüz yeni yağmıştı. Çiçeklerin üzerindeki yağmur suyu hala toprağa damlıyordu.Annesi sonsuza uzanan yemyeşil çayırların üzerine bordo renkte bir sofra sermişti. Yeni 2 yaşına basmış olan keşiş acıkmıştı ve ağlayarak annesinin gömleğinin üst düğmelerini açmaya çalışıyordu. Çocuğunu sütten kesmeye çalışan anne bir eliyle kuzusunu göğsüne bastırmış dudaklarıyla başını öperken diğer eliyle düğmelerini kapatıp çocuğunun ellerini yakalamaya çalışıyordu. Keşiş annesinin hafif ekşimiş süt kokan göğsünü hatırladı. Annesi ona  çayırdan topladığı dağ çileklerini vermişti fakat o sofrada bir tabağın içinde duran çileklerin ekşi-tatlı tadını hiç beğenmemiş bir ısırık aldıktan sonra annesinin memelerine doğru saldırıya geçmişti. Tam bu sırada yanında yavrusuyla bir anne ceylan ortaya çıkmış ve tabaktaki çileklere doğru yürümeye başlamıştı. Küçükken herşeyin büyük gözükmesinden mi bilinmez keşiş geyiğin çok büyük olduğunu hatırlıyordu. Geyik çilekleri yürütürken annesi ve keşiş şaşkın bakışlarla olanları izliyordu. Ceylan tabaktaki çilekleri yerken yavru ceylan annesinin memesinden süt emiyordu.Açıkta meme gören keşiş mal bulmuş mağribi gibi sevinçle anne ceylana doğru koşmuş ve yavru ceylana ortak olmuştu. Anne geyiğin sütü azalınca yavru ceylanın  kafasını annesinin memesine vurduğunu görünce süt içmeyi bırakmış masumca gülmeye başlamıştı hatta  annesi bundan sonra onu her güldürmek istediğinde yavru ceylanı hatırlatacak ve o da her zaman buna gülecekti.Ve  ceylandan süt emerken ona merak ve kuşkuyla bakan yavru ceylanın iri kara gözlerini hatırladı.

      Keşiş duygulanmıştı kanlı ellerine ve katlettiği yavru ceylana baktı.Ve en sonunda dayanamadı ve gözünden 1 damla yaş düştü.Gözyaşı ceylanın kanına düşer düşmez nereden olduğu anlaşılmayan bir uğultu sesi geldi.Elini yüzüne kapatmış olan keşiş heyecanla yüzünü açtı ve öldürdüğü ceylanın aslında 7-8 aylık bir bebek olduğunun farkına vardı.Her tarafı kan içerisindeydi; şaşkınlık içerisinde etrafına bakarken  bir anda kendi yarattığı bu dünyanın son bulmaya  başladığını anladı.Her şey aslına dönüyordu. Sonsuza kadar yaşamak için  yok edilmiş sload  halkının adalarından birine gelip zamanında öldürdüğü bir lichin notlarında bulduğu bizzat bothiah tarafından mühürlenmiş daedra büyüsüyle kendisi için yarattığı bu sanal dünya yıkılıyordu. Gökyüzü yarılıp çökmeye başladığında keşiş dışarıdaki ışığı farketti.Kasvetli hava kaybolduğunda derin bir nefes çekti. Zaman donduğundan dolayı sürekli uzakta gördüğü geminin gitgide yok olduğunu gördü.Hızla mağarasına koştu ve orada yatan yaşlı bedenini gördü.Adaya  ilk geldiğinde bu mağarada ayin yaparak sonsuz bir uykuya dalmıştı. Yaşlı bedeni gitgide buruşuyor, sakalı ve saçları hızla beyazlıyordu.Bu bir yaprağın hızlıca sarardığını görmek gibiydi.sonra etleri kayboldu ve kemikleri kaldı hatta kemiklerininde bir kısmı çürürken bir kısmını da yosunlar sardı. Öldüğünü anlayan keşiş çok da üzgün değildi hatta daedra büyüsünden  kurtulduğu için pişman değildi.Ölümü çabucak kabul eden keşiş gökyüzüne  hep anlatılan büyük mundusun aetheriuma açılan en büyük kapısı güneşe doğru yürümeye başladı.
   
      biraz yükseldiğinde nirnde olanher canlının ruhunun yıldız gibi parladığını gördü.Hepsi aynı parlaklıkta değildi en parlakları hammerfell civarında parlayan 2 yıldızdı ve birbirinden uzaklaşıyordu.Yıldızlardan biri arada bir sönüyordu. Garip dedi yeryüzündekiler  nasıl gökyüzündeki yıldızları izliyorsa gökyüzündekiler de yerdekileri izliyormuş.Güneşe yaklaştığında bir savaşın olduğunu gördü; kıpkırmızı bir ateşten olan kocaman bir ejderha bir grup askerle daedralara karşı savaşıyordu.Keşiş bu savaşın kendisi içn olduğunu anladı.Aslında adaleti sağlanmasına karşı değildi başına gelecekleri kabullenmişti.Büyünün sürmesi için belki de milyonlarca bebeğin kanına girmişti.fakat baharı görmek istiyordu.Evet önce Cyrodill çayırlarını son kezde olsa görecek ve sonra cezasını çekecekti.Savaşanların dikkatini çekmeden uzaklaşmak istedi fakat ejderha onu gördü.İkisi de nirne doğru alçalmaya başladılar.Keşiş tamriele yaklaşınca en parlak 2 yıldıza daha dikkatli baktı.Bir kadın çocuğunu düşürmüştü ve babası feryadla yardım için çölün etrafını dolaşıyordu.Bunun kendi katlettiği bebek olduğunu anladı ve onların yanına gidip bebeği görmek istedi.
Ara
Cevapla

#11
Kör oldum kör...
Ara
Cevapla

#12
Hikaye yeniden dirilmiş Smile Bölüm iyi lakin biraz uzun olduğu için kafam karıştı bir daha okurum sonra.

Ara
Cevapla

#13
halit-ergenc_543793.gif

Alıntı:
İçeriği GösterSpoiler:
Limitlerini zorla
Ara
Cevapla

#14
Usta gözlerim kör oldu, paragraflara bölseydin güzel olurmuş. Bu şekilde okunmaz bu Smile Sen programcı olsan debug stili yazarsın seni işten atarlar, blok yap biraz okunabilirliği arttır, lütfen Smile
Ara
Cevapla

#15
Keşiş kadının yanına vardığında hatasını daha da iyi anladı. Zavallı genç kadın muhtemelen ilk çocuğuna hamileydi ve kendi hatası yüzünden onu kaybedecekti.kadın bacaklarından topuklarina kadar kan akıyordu  ve acı içinde sizliyordu. Keşiş başını göğe kaldırdığında ejderhanin yaklaştığını ve kendisine atilmak uzere oldugunu farketti. Her şeyin bittiği düşüncesiyle büyük bir pişmanlıkla başını kadının karnına yaklastirdi ve öldürdüğü son bebeği büyük bir hüzünle öptü. Tam bu sırada bebek iri kara gözlerini açtı ve keşişe gülümsedi. Keşiş de yavaş yavaş ışık damlaları haline gelerek minik bebeğin bedenine girmeye başladı. Hızını alamayan ejderha da küçük çocuğun içine girdi. Kimse hiçbir şey görmedi. Ve o gece o bebegin başına gelenler normal insanlar için sıradan bir erken dogumdu.   
...

Şimdi bunun üstteki hikayeyle ne alakası var diyeceksiniz.bu hikaye ejderdoganin nasıl doğduguyla alakalı. Kadim  zamanlarda güçlü bir büyücü sonsuza kadar yaşamanın sırrını buluyor. Tıpkı tanrılar gibi bir dünya yaratmak ve orada sonsuza kadar yaşamak. Büyüyü yaparken rahatsız edilmemek için sloadlarin adalarına gidiyor ve orada sanal dünyayı kurup uyumaya başlıyor. Adanın etrafındaki zaman duruyor çünkü içinde başka bir dünya yaratılmış.bir çarkın dönmesi için nasıl bağlı olduğu çarkın dönmesi lazım burada da öyle. Fakat içerde tam bir dünya oluşmuyor çünkü yaşam için kendini feda edecek biri yok.üstelik bu büyü daedralar tarafından yapılan çalma bir büyü olduğundan  devam etmesi için kana ihtiyaç var. Daedralarda  bu yüzden kurbana ihtiyaç duyuyorlar zaten. Daedric princelerde kendi diyarlarini kurarken bu büyüyü yaptılar ve uykuya çekildiler.Fakat kendi ruyalarindalar. Ama aedralar tuzağa dusurulduler shorun ruyasinin içinde hapis kaldılar. Bunu son anda anlayan magnus ve ekibi kaçıp uyandilar ama aedralar kacamadilar çünkü mundus kararliga erişmişti.Ustelik bu rüya kurulurken o kadar büyüktü ki normal evrende yaşayan tanrı olmayan ehofloneyleri bir karadelik gibi içine çekmişti. Tuzağa düşen aedralar rüyanın sahibini yani shoru oldururlerse uyanacaklarini düşündüler. Fakat bu ise yaramadı cunku shor rüyayı nedeniyle değil bilinciyle görüyordu. Bedenin değil bilincin yok edilmesi lazımdı bu da imkansız gibi geldi aedralara.sonra bazı aedralar hatayı biz yaptık bu ehfloneylerin suçu yok bari evrenin yaratilisina devam edelim onlar kabusun içinde olmak yerine güzel bir rüyanın içinde olsun dediler.bazilari kendini feda edemedi ve çıkabilmek için cabalamaya shorun bilincini yok etmeye adadılar kendini. O gokte bekleyen ejderha akatoshun avatari. Bizim büyücü kendi  rüyasını yok edince akatosh onun nasıl bunu yaptığını merak edip bekliyor onu. Daedralar da tabi tanricilik oynayan bu insanı cezalandırmak için oraya geliyorlar.orada kavga başlıyor tabi.bizim adamda oraya gelip kaçıyor ve bazı aedralarin yaptığı gibi bebegin suçu olmadığı için kendini feda ediyor ve bebeğe yeniden ruh veriyor.akatosh da yanlışlıkla bu olaya dahil oluyor ve dadam dragonborn.bizim büyücü kendi rüyasını  yikarken bir zaman deliği açıyor ve alduinde bu deliği kullanıp yeniden nirne dönüyor.Işte inception cakmasi lore teorisinden uyarladigim sacma hikaye bu.ejderdogan bu yüzden redguarddir.
Ara
Cevapla



Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Skyrim komik meme/caps'leri MehrumEfendi 62 1,744 6 saat önce
Son Yorum: Vabregas
  Skyrim Oyun İçi Ekran Görüntüleriniz Beyaz 205 9,538 11 saat önce
Son Yorum: SHYAH
  Skyrim - Hırsızlar Her Zaman Kaçar - Son Bölüm Yayımlandı! DRAGGUR22 6 200 26.02.2017, Saat: 12:30
Son Yorum: DRAGGUR22
  Skyrim Türkçe Karikatür - Caps muhamet4434 0 145 04.02.2017, Saat: 01:59
Son Yorum: muhamet4434
  Skyrim Karakterinizi Tanıtın Beyaz 372 18,239 28.01.2017, Saat: 03:01
Son Yorum: PAndA