Elder Scrolls Evreni Ve 7 Ana Köksoy Üzerine  

 
Mer8
 Mer8
(@mer8)
Üye
Üyelik: 5 ay önce
Gönderiler: 3

Selamlar , size Elder Scrolls Evreninin ve Madam Balavatsky'in 7 ana köksoyu hakkında benzerliğini anlatacağım.

Elder Scrolls evreni her ne kadar hayali bir evren olmuş olsada içeriğine bakıldığında dünyamıza benzerliği dikkat çekmektedir. Konumuza gelelim Madam Balavatsky , Rus bir okültist , araştırmacı ve yazardır Teosofi derneğinin kurucusudur kendisi The Secret Doctrine'i yazmıştır bu kitapta ilk insan soyundan olanlardan günümüze kadar olan ırkların evrimi anlatılmıştır ve bu bilgileri kendisi Mahatmalardan bizzat almıştır.

Yedi köksoy yedi alt sınıftan oluşmaktadır , 1. Ana köksoy Eterik (Astral) bedene sahip olanlar olarak tanımlanıyor 2. Ana köksoy Hyperborea'lılar 3. Ana köksoy Lemuryalılar 4. Ana köksoy Atlantisliler 5. Ana köksoy Aryanlar 6 ve 7'inci köksoy yaşanmadığından ne olduğunu kimse bilmemekte ve şu an 5. Ana köksoyun 5. sınıfında bulunuyoruz

1.Ana köksoy ile Ehlnofeylerin bağlantısını kurmalıyız 1.Ana köksoyda ilk canlıların sadece eterik bedene sahip olduğunu biliyoruz bedenleri şeffaf ve enerjisel varlıklardır bizim doğaüstü dediğimiz aslında hiçde doğaüstü olmayan evrende varolan gücü kullanmada sıkıntı çekmeyen ilk insanlar psişik yeteneklere sahiptiler ve son derece duygusal canlılardılar ayrıca bu köksoy içinde bulunan varlıkların bedensel herhangi bir organları yoktu lakin bulunduğu ortamı görebilmekte ve işitebilmekteydi , Ehlnofeylerinde bu özelliğide dikkat çekmektedir Elder Scrolls evrenindede bazıları saydam bazıları taş , su ve çeşitli şekillerde ehlnofeyller yeralmakta bunun cevabıda basittir 1. anaköksoydan ilerlediğimizde karşımıza eterik bedenin yerine çeşitli vücutlaşma fonksiyonları beraberinde gelmekte ve bunu yakınlarındaki elementlerden almalarıda normal ve bunların sonucunda canlılar elementaller olmakta ve 1. köksoyun 1 sınıfı ile aynı köksoyun aynı anda iki sınıfı olabilmekte ve bu tüm köksoylar için bu geçerlidir her köksoy ilerledikçe tabiri caizse duygusal ve psişik güçlerini daha az kullanagelmiş lakin yok olduğunu yada köreldiğini düşünmeyin yazının sonlarında bunu paylaşacağım. Her köksoy yeni bir köksoya geçmeden önce büyük bir afet yaşar ve ayakta kalmayı başaranların sonucunda yeni köksoyun özellikleri belirlenir yaratacağı medeniyetin kaderi tayin edilir yeni medeniyet ustalık aşamalarını belirlerler (Örnek: yeni köksoy elektronik ve mekanik olarak güçlü olup ruhsal güçler bakımından yeterli olmayabilir bazı köksoylar ise aynı anda ikisinide barındırabilir listeyi açtıkça uzadıkça uzar)

Tarih sahnesinde birçok mitolojik varlık işitiriz mitoslarda , efsanelerde ve hikayelerde hep bahsedilen inanılması zor olan varlıklar.. lakin denildiği gibi her efsanenin bir gerçeklik payı vardır önemli olan böyle düşünebilmektir bu tür bilgileri edinmek için açık fikirli olmak zorunludur , evet konumuza devam edelim mitolojilerde geçen devleri örnek alalım elder scrolls evrenindeki gibi onlarda dünyada genelde soğuk arazilerde barınmışlardır sibirya efsanelerinde iskandinavya mitlerinde hatta inuit eskimo hikayelerinde kafkasyadaki nart destanında zalim devlerle mücadele anlatılır (nart destanını okuyabilirsiniz bir çok mitolojik canlılar anlatılmaktadır) bazı günümüz soğuk olmayan yerlerindede bu tür efsaneler olması normaldir çünkü dünya bir çok kez buzul çağı yaşamıştır ve devler 2. köksoy olan Hyperborea'lılardır. Madam Balavatsky günümüz biliminin sorgusuz reddedişine karşı bunları antropolojik , zoolojik ve tarihsel bilgileri kullanarak anlatmaya çalışmıştır yazının başlarında mahatmalardan bu bilgileri aldığını söylemiştik ve aslında bu bilgileri zamanında dünyanın kadim bilgilerinin yuvası olan mısırın iskenderiye kütüphanesinde bulmak mümkündü lakin yakıldı (kimin yaktığını araştırabilirsiniz bir çok iddia var hangisine inanmak size kalmış) eğer bu gün o kütüphane yakılmasaydı bir çok gizli ilim ve tarihi bilgiler gün ışığında olacaktı , Elfler , goblinler , cüceler , orklar , denizkızları , ejderhalar vb bir çok canlılar insanlar tarafından görülmüş ve antik kütüphanelerde kayıdı tutulmuştur insansıları ele alırsak elfler , goblinler , cüceler gibi canlılar tıpkı 2. Hyperborealılar gibi bizim düzlemimizdeki bir köksoydan geliyor olabilirler.

Evet , şimdi gelelim köksoylar ve psişik güçlere. Psişik güçlerimizin dna'larımızın içinde hala durduğunu söylemiştim çünkü her duygusal olan canlı psişik eğilime az yada çok sahiptir kendinizi araştırıp bilgi edinmenizi sağlayabilirsiniz evet burada sorun yok lakin sadece dünya ile olmakla birlikte bazı filozoflar ve teologlar şuna değinir ''Antik çağlarda insanlar öbür dünyanın varlıklarıyla ve boyutlarıyla ilişki kurarken şu an aramızda bir perde vardır tanrı tarafından konulmuştur perde yırtılmadıkça iki boyutun birbirine müdahalesi engellenir'' demişlerdir dünyayı koruyan daha doğrusu kadim ırkların sebep oldukları kendi ırklarına ve dünyaya zarar vermelerinden dolayı perde gelmiştir lakin bu perde incedir ve bu perdeyi koruyan noktalar ise dünyanın çakra noktalarıdır antik çağlarda bu çakra noktalarına tapınaklar ve mabetler yapılmıştır çünkü manevi enerji bu noktalarda daha etkin hissedilmekteydi lakin bu çakra noktaları dünyada bariyer görevi görmemekteydi ve perde denen bir kavram yoktu herhangi bir demonik varlıkların elini kolunu sallaya sallaya dünyaya gelip insanlara gerekse saldırmaları musallat olmaları bazılarına ise tehlikeli bilgiler vermesinden dolayı perde oluşturulmuştur haliyle kozmik enerjiyide dünyaya gelmesini kısmi olarak engellemekte ve insanlar psişik enerjilerini yeterli olarak hissedememekte önemli olan bireysel olarak bu bariyeri aşmak lakin olabildiğince dikkatli olmak sevgili dostlar kendinize iyi bakın ışıkta kalın!

Madam Balavatsky'in 7 köksoy bilgisini webten araştırabilirsiniz.

Saygılarınızla Mer8

CevapAlıntı
Gönderildi : 28 Haziran 2019 14:00
mertusta
(@mertusta)
İmparator
Üyelik: 6 sene önce
Gönderiler: 7043

İlginç bir yazı olmuş, Elder Scrolls evreninin bu yanını seviyorum ben de. Öyle sıradan elf, cüce gibi kavramları almakla yetinmiyor, daha mistik olaylara da değiniyor. Aleister Crowley'in inanç sistemi, senin yazdığın bu yazı ve Dwemerlerin aslında sümerlilere benzemesi vs. çok ilgi çekici detaylar.

Bahsettiğin 7 ana köksoyu ilk kez duydum, üstünkörü bir araştırdım ve enteresan bir konuymuş. Açıkçası bu tip şeylere inanıyorum, 10bin yıl önceki insan yaşamı şuankinden çok farklıydı. Artık üstün güç mü dersiniz, yoksa cinlerle iş birliği mi yapıyorlardı bilemem ama yunan/sümer mitolojilerinde anlatılan o kadar hikayenin, yapılan koskoca tapınakların bir kaynağı olmalı. Nuh'un 1000 yıl yaşadığı söylentisi, Süleyman'ın hazineleri hayvanlarla konuşması dediğine destek olabilecek hikayeler. Velhasılı kelam eline sağlık, güzel bir açıklama olmuş.

CevapAlıntı
Gönderildi : 28 Haziran 2019 16:12
Mer8
 Mer8
(@mer8)
Üye
Üyelik: 5 ay önce
Gönderiler: 3

Beğenmenize çok sevindim inanın daha çok yazacaktım lakin okuyucu sıkılır diye fazla uzun tutmadım , bu tür konular hayatımızın gerçeği aslında şu an dünyada materyalizm modası hakim insanlar kozmik enerji ve onu kullananlara inanmıyorlar bu arada yazımda dünyanın çakralarından bahsetmiştim ley hatları konusunu araştırmanızı tavsiye ederim dünyadaki en fazla siyasi ve ibadet olarak sorun teşkil eden noktalardan bir tanesidir örnek olarak Süleyman mabedi , Ayasofya , Tibet (genel olarak himalaya dağları) benim bildiklerin genelde bunlar inanın daha fazla vardır buralardaki enerjiler dünyanın aurasına etki etmekte ve sürekli ülkeler bu bölgelere tam hakim olmak istemekte örneğin tibet 2. dünya savaşında Hitlere hollow earth (yani oyuk dünyanın) haritasını verdiği söyleniyor bu konuyu da araştırmanızı tavsiye ederim oyuk dünyada yer altında yaşayan kadim insanlar normal insanlara göre ömürleri fazla ve yeraltında inzivaya çekildikleri söyleniyor makinelerden çok psişik enerjilerini kullanıyorlar ve sadece bilinen olarak agartha ve şambala olarak iki krallık birbirleriyle rekabet ettiği söyleniyor hint - tibet mitolojisinde yer alan konulardan bir tanesidir yer altında tıpkı bizimkisi gibi bir bitki örtüsü olduğu binalarının büyük ve dünya mimarisine benzemediği enerji olarak kristalleri kullandıkları bir krallık olarak bahsediliyor inanç sistemleri ise Mu inancıdır ( Mu kıtasından geldiği söylenmekte) Evreni yaratan yaratıcıya inanmaktadırlar lakin bizim melek dediğimiz onların tanrı dediği yaratıcının altında olan tanrılar vardır ve bazı kötü tanrılarada inanıyorlar bunlarada demon diyoruz tabi bunların Tibet dilindeki telafuzları farklı. Bu arada daha fazla bilgi verebilirim konu açarsam zamanım bol bende mitoloji olsun sembolizm olsun kitapları okumaya bayılırım bilgilerimi paylaşmak hoşuma gidiyor 😀 😀 

Bu ileti 5 ay önce tarafından Mer8 tarihinde düzenlendi
CevapAlıntı
Gönderildi : 28 Haziran 2019 16:35
mertusta
(@mertusta)
İmparator
Üyelik: 6 sene önce
Gönderiler: 7043

Naziler-Tibet ilişkisini duymuştum, bir kaç sene önce evanjelistler, tapınak şövalyelerine kafayı takmıştım. Nedense sonra saçma gelmeye başladı, bütün tv kanallarında evanjelist amariganın oyunlarını dinlemekten yoruldum xD

CevapAlıntı
Gönderildi : 28 Haziran 2019 18:48
Altuğ
(@altug)
Kadim Konsey
Üyelik: 4 sene önce
Gönderiler: 264

Abi yapmayın yav.  😑

Tamam ben de severim mitoloji ama inanmam yani. Bu da "açık fikirli" olmadığımdan değil mitolojik varlıkların biyoloji bilgimizle çelişiyor olduğunu düşünmemden ötürü. Örneğin ejderha, böyle bir canlı var olabilir mi? Eğer bizim bildiğimiz karbon temelli canlılardan biriyse olamaz çünkü kendini yakması söz konusu. Denizkızı benzeri bir canlının var olması da pek mantıklı değil çünkü benim bildiğim biyolojide şöyle bir kural vardır: Eğer pençen varsa otçul değilsindir, eğer gagan varsa parmağın yoktur. Yani canlıların fizyolojik özellikleri onların beslenme biçimleriyle karşılıklı bir ilişkiye sahiptir ve bir tutarlılık gösterir. Denizkızı mitinde böyle bir tutarlılığın bulunmadığını söylememe gerek yok sanırım.

Antik çağ toplumlarının başarılarını da gözümüzde fazla büyütüyoruz bence, her başarı önceki başarılar sayesinde mümkündür ve insanlığın medeni gelişimi birikimseldir. Yani yazının icadı ya da piramitlerin inşası için insanüstü güçlere ihtiyacımız var ama nedense interneti icat etmek için ihtiyacımız yok... Sanırım buradaki sorun bir başarının öncesini bilmediğimiz için o başarıyı açıklamakta zorlanmamız. Ancak sizin de bildiğiniz gibi, Sümerlilerin yazıyı icadından 4000 yıl önce Çatalhöyük şehri, piramitlerin inşasından 8000 yıl önce de Göbeklitepe tapınağı mevcuttu.

CevapAlıntı
Gönderildi : 28 Haziran 2019 19:35
mertusta
(@mertusta)
İmparator
Üyelik: 6 sene önce
Gönderiler: 7043
Gönderen: Altug

Abi yapmayın yav.  😑

Tamam ben de severim mitoloji ama inanmam yani. Bu da "açık fikirli" olmadığımdan değil mitolojik varlıkların biyoloji bilgimizle çelişiyor olduğunu düşünmemden ötürü. Örneğin ejderha, böyle bir canlı var olabilir mi? Eğer bizim bildiğimiz karbon temelli canlılardan biriyse olamaz çünkü kendini yakması söz konusu. Denizkızı benzeri bir canlının var olması da pek mantıklı değil çünkü benim bildiğim biyolojide şöyle bir kural vardır: Eğer pençen varsa otçul değilsindir, eğer gagan varsa parmağın yoktur. Yani canlıların fizyolojik özellikleri onların beslenme biçimleriyle karşılıklı bir ilişkiye sahiptir ve bir tutarlılık gösterir. Denizkızı mitinde böyle bir tutarlılığın bulunmadığını söylememe gerek yok sanırım.

Antik çağ toplumlarının başarılarını da gözümüzde fazla büyütüyoruz bence, her başarı önceki başarılar sayesinde mümkündür ve insanlığın medeni gelişimi birikimseldir. Yani yazının icadı ya da piramitlerin inşası için insanüstü güçlere ihtiyacımız var ama nedense interneti icat etmek için ihtiyacımız yok... Sanırım buradaki sorun bir başarının öncesini bilmediğimiz için o başarıyı açıklamakta zorlanmamız. Ancak sizin de bildiğiniz gibi, Sümerlilerin yazıyı icadından 4000 yıl önce Çatalhöyük şehri, piramitlerin inşasından 8000 yıl önce de Göbeklitepe tapınağı mevcuttu.

İnanıyorum derken ejderhalar aslında bir zamanlar vardı soyları tükendi olarak kastetmiyorum 😀 Çok dindar biri değilim ama kuranda 18bin alemden bahsediliyor. İnsanlar, hayvanlar, böcekler, uçanlar, kaçanlar alemini saysak 18bine varmamız zor. Her canlının farklı duyu kapasitesi var, biz insanlar şahinler gibi göremiyor veya köpekler gibi iyi koku alamıyoruz. Tüm canlı duyularının dışında olan cin denen ayrı boyut varlıklarının da çeşitleri olabilir. Yine kuranda bunların varlığından bahsediliyor. Binlerce yıl öncesinde daha az insan nüfusu bulunan bu dünyada insanlar bu tip varlıklarla etkileşime geçmiş olabilirler. Her gelen yeni bilgi eskiyi unutturuyor. Biz de zamanla unuttuk eski ritüellerimizi. Kocaman evrende sadece insanların olduğunu düşünmek bana tuhaf geliyor.

CevapAlıntı
Gönderildi : 28 Haziran 2019 20:25
Mer8
 Mer8
(@mer8)
Üye
Üyelik: 5 ay önce
Gönderiler: 3
Gönderen: Altug

Abi yapmayın yav.  😑

Tamam ben de severim mitoloji ama inanmam yani. Bu da "açık fikirli" olmadığımdan değil mitolojik varlıkların biyoloji bilgimizle çelişiyor olduğunu düşünmemden ötürü. Örneğin ejderha, böyle bir canlı var olabilir mi? Eğer bizim bildiğimiz karbon temelli canlılardan biriyse olamaz çünkü kendini yakması söz konusu. Denizkızı benzeri bir canlının var olması da pek mantıklı değil çünkü benim bildiğim biyolojide şöyle bir kural vardır: Eğer pençen varsa otçul değilsindir, eğer gagan varsa parmağın yoktur. Yani canlıların fizyolojik özellikleri onların beslenme biçimleriyle karşılıklı bir ilişkiye sahiptir ve bir tutarlılık gösterir. Denizkızı mitinde böyle bir tutarlılığın bulunmadığını söylememe gerek yok sanırım.

Antik çağ toplumlarının başarılarını da gözümüzde fazla büyütüyoruz bence, her başarı önceki başarılar sayesinde mümkündür ve insanlığın medeni gelişimi birikimseldir. Yani yazının icadı ya da piramitlerin inşası için insanüstü güçlere ihtiyacımız var ama nedense interneti icat etmek için ihtiyacımız yok... Sanırım buradaki sorun bir başarının öncesini bilmediğimiz için o başarıyı açıklamakta zorlanmamız. Ancak sizin de bildiğiniz gibi, Sümerlilerin yazıyı icadından 4000 yıl önce Çatalhöyük şehri, piramitlerin inşasından 8000 yıl önce de Göbeklitepe tapınağı mevcuttu.

Evet bir kısmında haklısınız lakin bazen inanılması zor bir şekilde abartılan mitolojilerin tabanı anlattığı sembolizmdir ejderha kimi toplumlarda ateşle gösterilirken kimi toplumlarda hava durumunu kontrol eden bir şekilde hatta çin kültüründe yeraltındaki geniş mağralarda yaşadığı söylenilmekte ağzından ateş çıkarması insanlara gösterdiği yıkım sembolüdür , ki olsa bile mitolojik unsurlar yine mümkündür ki kuantum yasasına göre evrendeki herşey 1 (varolan) 0 (olmayan) şeklinde sıralanmaz önemli olan evrene hangi perspektiften baktığınızdır

denizkızı hakkındada şunu diyebilirim osmanlı olsun ingiliz , portekiz , ispanyol denizciler dahi gördüklerini iddia etmişler hatta Kristof Kolomb güncesinde denizkızı gördüğünü ve çirkin bir yaratığa bile benzese altı balık üstü insan olan bir canlı gördüğünü söylemiş ve kaldıki şu anki mutasyon hakkındaki insanlığın bilgisini göze alıp şu an deseler inanmayabilirim lakin o çağda mutasyon hakkında hiç bir bilgileri yok evrim hakkında bile bir şey bilmiyorlarken bunlardan bahsediyorlarsa birşey diyemeyeceğim bu insanlar için gerçekten hayal gücüyle bunların mümkün olduğu tespitini koymuşlarsa ve toplumun geneline bu yayılmışsa o zaman insanlığın ilk çağlardaki tespiti bile başarılı bana göre 😀 

Bu ileti 5 ay önce tarafından Mer8 tarihinde düzenlendi
CevapAlıntı
Gönderildi : 28 Haziran 2019 20:28
  
Çalışıyor

Lütfen Giriş yap yada Kayıt ol