Discord Sunucumuza Katılın!

Forum üye alımına ve yeni ileti gönderimine kapatılmıştır. Tüm sorularınızı Discord sunucumuzda sorabilirsiniz.

Genel Dertleşme Kon...
 

[Sabit] Genel Dertleşme Konusu

Sayfa 2 / 8
 
(@ibodala)
Üye

Hocam bizim insanımız kökten tembel, türkçe yaması çıkmayan oyunu oynamıyorlar :/

Ne olup ne bittiği. Neden bahsettiği. Anlamadığım şeyi neden oynayayım? Sadece tuşlara bas ateş et kılıç salla piew piew yap bir anlamı var mı? Yok.
--
Arkadaşlar sağolsun yapmışlar. Farzet yapmasalardı skyrimi ingilizce oynasaydım ben. O görevlerden muhabbetlerden bir şey anlamama olaya hakim olmama imkan ihtimal var mıydı ? Dedikleri 30 kelimenin 10'unu anlar anca. Çat pat ne demek istiyor? Genel konu ? Ana mevzu ne ? Onu anlardım biraz belki. Gerisi yok. Bön bön bak. Satırlarca yazı pas geç pas geç. Oyundan bir şey anlar ? Bir keyif alabilirmiydim? Zannetmiyorum. Türkçe çeviri ile oynadım hazza ulaştım.

Dolayısıyla böyle benim gibi herhangi bir yerde ders almamış. Zamanında ilgilenmemiş öğrenmemiş. İngilizce bilmeyen adamlar için. Oyunu yarım yamalak oynayıp heba edeceğine. İngilizcesi iyi olan arkadaşlar var. Eğitimini almış sevmiş ilgilenmiş iyice öğrenmiş takır takır. Onlar tamamıyla anlıyor ve en güzel türkçeye en uygun şekilde çevirmeye çalışıyorlar. Güzelce yapıyorlar bu işi. Türkçesi çıkana kadar. Tam olarak oyunu anlayıp oynamak sindirmek varken yarım yamalak oynamak neden? İngilizcesi yoksa ? Beklemek daha iyi karar o adam için. Saçma bir şey değil. Türkçesi çıkana kadar bekler. Sonra anladığı şekilde kendi dilinde tam performans oynar.

--
Orjinal dilde türkçe altyazılı film bol izlerim ama. O başka 🙂 Onda ikisi bir ara çünkü. Hem ingilizce hem türkçe. Oradan bazen öğreniyorum yeni kelimeler.
Yada bir şarkının sözlerine baktığımda merak edip çevirisine bakıp okuduğumda falan.

Ama hikaye bazlı. Uzunca diyalogları görevleri olan bir ingilizce oyunu oynamam kesinlikle.
Zamanında çok mmorpg oynadık. Aion'dur bilmem bir şeydir. O zamanlar bu pc oyunları çok tazeydi. Çok hevesliydik işte. İlk defa tadıyorduk. Ulan ne güzel ya diye. Yok ister okçu oluyor ister koca kılıçlı bir savaşçı yeteneklerin var falan çeşit çeşit hoş gözüken. Sırf onlar uğruna oynuyorduk. Arkada tonla olay hikaye vardı. Sor bir tanesini bilmem. Tek bildiğin etrafta koşturduğum önüme çıkan yaratığa kılıcımı silahımı salladığım yeteneklerimi attığım. Full oyun boyunca :I 0 oyunun içeriğine dair hiç bir fikrin yok.
Hoş bir şey değil yani. Oyun öyle oynanmaz. Tek bildiğimiz görev kabul etmesi. Reddetmesiydi. Accept/deny. Gerisi yok. Bir ton olay diyalog muhabbet dönüyor. Bas geç bas geç -_-

Yüzüklerin efendisi misal. Film. Bana şimdi diyorsun türkçesi olmayan oyunu oynamıyon tembellik. Git oyna dil öğren. Altyazılı izledim ben o filmi. Diyelim oturdum ingilizce orjinal izledim. Bir tane kötü eleman var. Orkları var ordusu olarak. Bu tarafta bu iyi elemanlar var. Orklara karşı direniyorlar. Bir uzun kulaklı yakışıklı elemanlar var birde çirkin orklar. Bu kadar. O kadar tonla güzel diyalog muhabbet var. Anlayacağım şey bu kadardı. Arada küçük basit yaygın kelimeleride anlarım. Yes no gel git hopla zıpla koş gel otur kalk geber vs. Bundan ötesine anlamamın imkanı yok ;d Öyle bakarım anca. Aaa.. güzel dövüş sahneleri falan derim.
Ne anlamı var bunu yapmanın -_- Olan güzel içeriği heba etmek sadece.

--
Basit oyunları oynarım ama. Kart oyunudur şşeydir falan. Altta 2 kelime var sadece. 1 cümle falan var sadece. Onlarda en basit en yalın ingilizce. Kulak aşinalığımız olan her yerde bir çok kez duyduğumuz kelimeler. Karışık uzun bir şey derin içerik olmayan. Düşük basit ingilizce ile oynanabilecek oyunları oyunlarım. O kadarını anlıyoruz. İngilizcem yok ama sıfırda değil yani. Hebele hübele eden keko turist seviyesinde var ;d Onuda zaten yaşım 19-20yi falan geçtikten sonra. İnternetten müziklerden filmlerden oyunlardan kendi kendime öğrendim. Onlarla ilgilenirken kendi kendime rahat oturur eğlenirken falan. Görsel olarak göre göre. İnternet ortamı yabancı gençler muhabbet ederken eğlenirken onlardan bir şeyler duya duya öyle 🙂

Öyle tahta sırada oturacam afedersin bir taraflarım acıyacak. Adamın kadının biri karşıma geçecek bir şeyler diyecek. Hayatta işim olmaz. O ortamda odak 0 eğlence 0 ilgi alaka 0 bende.. Kendi isteğim rızam değil. Beni ilgilendirmiyor(o zamanlar ilgilenmiyordum. Şimdi severim ingilizceyi. O zamanlar spora düşkündüm) Zorla otuturmuşlar beni. Bilmem kaç dakika boyunca burada duracaksın bu insana bakıp bunu dinleyeceksin diye (/)_-'') Etüt metüt okul dershane falan.

--
Birde zamanınlada o anki etraf çevre şartlarınla da alakalı. Benim internetim 18 yaşımdan sonra oldu mesela. Bilgisayarım vardı ama internet almıyorlardı. 18 yaşıma kadar evimde internet olmadı. Zaten o zamanlar her evde her ailede yoktu böyle. O kadar yaygın değildi. Bazı kişiler kullanıyordu sadece. İnternetin güzelliğini bilen kişiler. Dışardan arada bir o zamanın popisi internet kafeler. Oralara gider internet görürdük. Kontrol altında tutuyorlardı yani bizi. Öyle pek özgür değildik. Yok internet tehlikeli kötü içerik var diye. Boş boş işin kötü tarafına bakılıp düşülmüş şeyler. Öylede abicim aynı zamanda BİLGİ KAYNAĞI. Yasakla kapatı ver kötü taraflarını bırak iyi tarafından yararlansın çocuk.

Şimdi mesela çocuk 11 yaşında instagram hesabı var lol. Oraya velet resmini çekiyor atıyor orada dönen muhabbetleri okuyor falan haliyle bir şeyler öğreniyor. Youtube çıktı? 13 yaşında çocuk gidip misal kim olsun falanca yayıncıyı keşfediyor? Adam üniversite mevzunu bilmem 5 sene yurtdışında yaşamış falan görmüş geçirmiş biri yani. Bilgisi olan bir insan hemde eğlenceli bir tip diyelim sıkıcı değil. Çocuk daha 13 yaşında onu izliyor falan ondan bir şeyler kapıyor. Onu beğeniyor ona özeniyor. Onun gibi olmak istiyor. Güzel şeyler bunlar. İnsanı geliştiriyor* Bizim böyle imkanımız yoktu. Daha erken yaşımda olsaydı daha erken daha çok şey öğrenebilirdim.

O anlık çevren sadece. Aile oturduğun semt mahellen ve okuldaki dandik hocalardan ibaret. Vaktim dolsunda ders bitsinde çıkıp gitsem diyen. Çocuklardan gençlerden bunalmış mahkeme duvarı suratlı hocalar.

Çocuğun dikkatini çekip, o şeyi sevmesini sağlayıp. Eğlenerek güzel bir ortamda çocuğa bir şeyler öğretebilirsin. Zorla bir şey öğretilemez bir insana. Böyle eğitim sistemi ile bir cacık olmaz. Daha önce bir konuda yazmıştım hatırlayan vardır belki. Biz küçüktük lise çağındaydık. Hevesimiz ilgilimiz vardı bir kaç arkadaş sporla. Bulunduğumuz semtin üniversitesinin spor salonuna kaçak girerdik. Sırf gözümüz güzel parke saha görsün diye. Parke basketbol sahası. İlerde bedava ağırlık salonu beden geliştirme odası avrdı. Voleybol sahası falan geniş böyle kocaman bir spor okulu binası işte. Bir kenarda oynardık falan. Boşken bir kaç alete atlar bir kaç hareket çalışırdık. Oradaki büyüklere abilere falan bakardık sporculara. Bizi bu çaktığımın sözde hocaları yakalayınca dışarı atardı. Güvenlikler yakalayınca dışarı atardı. Hocalar güvenliğe söyler hırsızmışız gibi güvenlik kolumuzdan tutan dışarı atardı. Bazen höytmöyt yapar bağırırlardı korkutma amaçlı bir daha girmeyelim diye. Geriz*kalılar yani.
Ama biz akıllanmazdık gene kaçak girerdik. Oynayabildiğimiz kadar oynardık ^^ Gençlik ^^
Yemiyoruz etmiyoruz zarar vermiyoruz sahana. Bir şey çalmıyoruz. 2-3 tane hevesli genç. Dursa bir köşede çalışsa ne olur ? Bir işe yarasan. Bir gence yol göstersen ? Kütük herifler.
Gidip öss'ssine girip matematik çözecekmişim. Fizik yapacakmışım. İstediği sınava girecekmişim ona ezberlememi istediği şeyleri ezberleyip ona anlatacakmışım mutlu olacak tatmn olacakmış. Bilmem kaç puan alacakmışım. Sonra gelip o sahada çalışabilcekmişim. Senin aklına...

Güvenlik dediğin zaten orta yaşlı onlarda gene böyle hergün aynı işi yapmaktan bezmiş. Geliyor giyiyor kıyafetini duruyor öyle çayını sigarasını içiyor. Yanında atom bombası olsa 30 dakika zaman ayarlı. 30dakika geçip patlayana kadar umru duymaz :'D Öyle adamlar. Bir gençle uğraşabilmesi mümkün mü. 🙂 Her türlü kaçak giriyorduk.
Benimde güvenlik belgem var bu arada. Basit alınıyormuş bir ara almıştım. Ekstra meslek zorda boşta kalırsak çeşit olsun cebimizde diye. İlk olarak spor il müdürlüğüne benim pederin aracılığı ile oraya sokmuşlardı beni. Ben pek ilgilenmemiştim iş bulayım konuşayım şuraya istediğim yere gireyim ortam güzel olsun falan diye. Daha tazeydik çekinkendik öyle işe çalışmaya yabancı ortamlara. Peder sokmuştu o yüzden. 3 ay falan durıp kaçmıştım sevmedim çalışmadım orada. Spora ilgim olduğundan orada bir sürü sporcu falan ben öyle güvenlik dilik zoruma gitmişti o zamanlar. Gençlik. Çalışmaktan utanılmaz. İşin iyisi kötüsü yoktur hakkıyla yaptığın sürece ama. Gençlik işte o zaman biraz kötü olmuştum o ortamda. Çıktım gittim oradan.

Sonra 3,5 sene falan KYK'nın bir kız yurdunda çalıştım güvenlik olarak. Orayı sevdiydim ^^ Kız yurdu güzeldi ;D Sonra sıkıldım o işten. Oradan da çıktım. Güvenlik işi yapmadım bir daha.
Öylesine bunuda yazmış olayım. Onuda tattım yani. 12 saate falan çıkarmışlardı bir ara. Sabah 8de kuruma gidip akşam 8de çıkıyordum. Ağır iş olarak bir şey yok beden işi olarak ama zaman ve insanlarla muhattab olması yoruyor o işininde. Zaman özellikle çok yoruyor bir süreden sonra. Sürekli aynı saatte oraya gidip orada olup. 12 saatini falan orada geçirmek bir hareket yapmadan bir iş olmadan. Otur sandalyeye kalk otur kalk volta at. Dışarda otur içerde otur. Geçmiyor vakit kolay değil. 12 saat oldumu sadece 3-4 gün bir şey gidiyorsun haftanın gerisi tatil. Çoğunluk herkes öyle istiyor ama. Beni baya germişti 12 saat. Haftada kaç günse kaç gün. O gün bitmiyor bir türlü. 50 kere saate bakıyorsun. Kolay değil.

Bana sorarsan? Bırak 12 saati. Normal iş saati 8 saatini. 8 saat bile çok. Bir insanın öyle dikkatli olmasını etrafa insanlara dikkat etmesini istiyorsan. O adam o şekilde en fazla 6 saat dikkatli çalışabilir. 6 saatten sonrası zor. 6 saatte bir adam değişmeli. O kadarını dikkatli kalırsın. 8 bile çok.

Ben gene gençtim. Enerjim vardı. O adamalr birde yaşı ileri. Ondan öyle bakar kör oluyorlar bir süre sonra. İster istemez yani.. Bunaltıdan..
Müdür beni çok severdi. Çok terbiyeli çocuk. Bir iş şey dediğimizde bir işe verdiğimizde ciddiyetle yapıyor diye 🙂 Bazıları çünkü adam konuşurken dinleyip tamam müdürüm deyip. Adam arkasını dönüp çıktıksan sonra ana bacı küfür ediyorlardı adama... Karadenizli soylu bir erkek müdür vardı 😀

3,5 sene sonra bırakıp gidince hatta. Beni baya sormuş. Ne oldu bir sıkıntısı mı oldu? Babamla konuşmuş falan gelsin beni görsün demiş. Bir kaç kez sormuş.
Ama ben gitmedim. Biraz ayıp ettik orada ;d Güvenlik işi yapmayacağım diye gitmedim. Sonra zaten bir kaç sene sonra onuda bir yerlere göndermişler. Başka yere yeni açılmış bir kuruma görevi çıkmış gitmiş.

--
Gerçi baba da ayrı olduğundan. Çok görüşmediğimden adam ilk çağırdığında değil. Kaç hafta ay sonra duymuştum beni çağırdığını görmek istediğini. Belki daha önce duysam giderdim.Çalışmak için değil ama koca müdür bey gelsin bi konuşalım sadece. Başka yere göndeririz istediği demiş. Ne olmuş ne problem var demiş. Adamın yönettiği kurum altında o kadar çalıştık aylık aldık parasını yedik. Ayıp olmasın diye gidebilirdim odasına bir kez belki.

yada gitmezdim gene bilmiyom ;d

Orada olan yaşlı bir kaç kadrolu memur güvenlik görevlisi emekli olmuş. Oradaki abilerden bir kaç kişiyi kurumun kadrosuna almışlar. 2.000TL ye çıkmış aylıkları. Bazılarının 2.500 😮 Güvenlik için sadece çok iyi para. 3bin tl memur öğretmen* adam alıyor zaten. lol. O kadar sınavlar kitaplar arasında çürümüş olan adam. Sabırsız biri olduğum için kısmet olmadı. Diğerlerinin kısmetineymiş. Rahat etmişler oradaki bir kaç arkadaş. Bazen bana kafana so**yım ibrahim diyorlar arada. Aytekin abi diye 33 yaşında bir abim vardır severim kendisini. Onla baya muhabbetim vardı makara yapardık. Bayadır görüşmüyorum onunlada. Diğer geçen senelerde görüştüğümde iyi yedirdi bana ;d :d

Müdür işte benim ismimi dilekçenin listenin en başına yazdırmış. Bu kadar personalden ilk önce bu çocuğa kefilim demiş. :0 Diğerleride iyide önceliği bana vermiş. Babamla konuşmuş. Babam anlattıydı bir ara görüştüğümüzde. Basit iş ilkokul mevzunu bile oluyor. Yaptığın bir iş yok. O süre boyunca orada durup oturup etrafa bakman yetiyor. Telefonda oradaysa seni nitekli gördülerse ona bakabilecek gelen tellere bakarsın. Bir olay oldumu müdahele edersin polis çağırırsın falan bu kadar. Beğenmezsin düşük iş görürsün. Sağda sola üniformasını giymiş nöbet tutan adamları gördüğünde. Kale almazsın ama. O adam diyordu işte siz ilk izlenimsiniz. İster çocuğu olsun ister öğrencisi olsun ister velisi olsun ister müdürü olsun ister devlet başkanı olsun. İlk geldiğinde sizi görüyor. Bütün kurumun imajınının ilk izlenimini siz veriyorsunuz diyordu. O yüzden yaptığınız iş o kadar basit değil. Dikkat edin daha da güzel icra etmeye çalışın falan. Bizi temsil ediyorsunuz falan. İş hayatı bilirsin işte. Herkes ayrı bir kafada. Her çeşit tipi var. Herkes öyle kafasına göre takılıyordu. Adam böyle konuşuyorda. Uygulamada dikkate alan bir elin parmaklarını geçmez. Bende biraz dikkat etmeye çalışıyordum işte. Güzel düzgün kıyafetinin düzgün durması düzgün konuşman falan. Görev süresince etrafa dikkatli bakman hakim olman kuruma. Orayı sahiplenmen falan. Adam o huyumu beğenmiş. Ondan seviyordu beni. Anonsları güzel yapmaya çalışıyordum. Tele bakarken güzel konuşmaya. Biri geldiğinde bir yeri sorduğunda güzel ilgilenip tarif etmeye falan. Hırbolar geldiğinde onlarlada onların anladığı dilden bizde hırbo gibi höyt möyt yapıp diklenip kuruma sokmuyorduk o kadar. Yok kızların eski sevgilileri falan filamn bir sürü olaylar. Baya bir cıvık kız vardı. Bazıları çok şımarık bazıları oynak yılışık. Öğrencilere kızlara sarkmıyordum. Bazıları acayip şımarık her girip çıkarken parmak izini basması lazım. Basmadan geçiyor. Arkasından sesleniyorsun bakarmısın giriş yapmadın. Parmak izini bas öyle geç diye uyarıyorsun. Surat yapıyor saçma sapan konuşanları oluyor falan. Alay edeni yılışanı falan. Onlarla olay çıkartmıyordum vs. Öyle işte ;d

Mesai saatleri dışında memur yokken. Geç saatte nöbetçi memur oluyor bir tane falan. Onlarda uyuyor zaten. Saat 2 ye kadar falan duruyorlardı sonra yatıyorlardı. Bizim gibi sabaha kadar nöbet tutacak hali yok. Bir şey olduğu haber verin diyordu. Öğrenci rahatsızlanırsa yanımıza güvenliğe danışmaya gelirse onlara ambulans çağırıyorduk falan işte birde. Gece vardiyalarında da belli saatlerde yurdun komple etrafında devriye atıyor belli yerlerdeki digitallere elimizdeki sinyali basıyorduk. Bu saatte buradan geçtim kontrol ettim herhangi bir olay yoktur. Her şey olağan diye. Hakkaten bir yerde bazı zamanlar koca kurumun kontrolü sorumluluğu sende oluyordu yani. Basit iş ama beden işi olarak. Sorumluluğu var yani. Sen önemsesende önemsemesende ciddi bir sorumluluk.

Bir gün bir kere artçı küçük deprem olmuştu misal. Ben vardım gene nöbette danışmada. Benim vardiya. Herkes bir şey diyor bağırıyor falan kimi gülüyor. Bir anda bir sürü kalabalık oldu. Telaş falan oldu ortalık. Kapıları açtık sonuna kadar. Yangın merdivenlerini falan açtık. Oradan inenler, normal medivenlerden binadan inanlar. Kimisi kendi indi. Diğerlerine de biz gezdik söyledik herkesi bahçeye indirdik. Kimisi hiç tınlamıyor. Sallandık bildiğin halen uyuyor falan öğrenci.

Psikopatı var manyağı var. Bir tane öğrenci diğeriyle kavga etmiş küfürleşmişler. Piskopat gitmiş banyodan sıcak su almış kaba doldurmuş gitmiş diğer kızın üzerine atmış falan.. :I
Olaylar olaylar yani :I

Taşeron işi. Markasını kuran herkes açıyor bir güvenlik şirketi ama yapı olarak emniyete bağlısın. Arada bir emniyet bir kaç polis gönderir böyle kurumlara denetlemeye. Askeri usulu devrecilik usulu ilk işleri gelirler böyle güvenliğe oturur oraya bacak bacak üstüne atar çay may ister. Başlar elemanlara sarmaya full boş muhabbet böyle. Senin şuran niye böyle sen kimsin ne şu ne şunu niye böyle yapıyon. Bu masada bu niye duruyor. Telsizin nerde kartın kimliğin nerede falan. Full boş resmen adam sıkılmış gelmiş senle eğlenmeye gelmiş. Fırçayı yemiş yukarıdan gelmiş sana kabarıp kendini tatmin edecek yarımsaat bir saat. Onlara deli oluyordum. Gene olay çıkartmıyordum ama zor duruyordum. Bir tanesi bana çok sarmıştı giriyordum bir tanesine az kaldı. Allahtan bizde öyle park güvenlikleri gibi şapka mapka takmak yokta bize öyle abuk subuk şeyler yaptıramıyorlardı. Bana gelmiş şapkan nerede senin diyor. Güvenlikmisin müdürmüsün diyor. Saçı başı yapmışsın. Ağzının ortasına çakacaktım bir tane. Yok bizde şapka diyorum. Danışmada binanın içerisinde duruyoruz. Siz emniyette binanın içerisinde şapka mı takıyorsunuz dedim zoruna gitti iyice sarmıştı bana kamuran. Sen gel dedi yanında dolaştırdı beni tüm denetleme boyunca. G** oğlanı. Görmemiş polis olmuş böyle olmuş. -_- Gömlek kravat duruyoruz. Ama üniforma tam böyle orada askılıkta duruyor güvenlik üzeri/montu. Diyor senin montun nerede. Gösteriyoruz. Giy onu üzerine diyor. Saat öğlen 3 , 30 derece sıcak var. Yaz ayı binanın içerisindeyiz. Gece nöbetindeymişim gibi devriye atıyor gibi montu giyecekmişim? Full boş böyle. Sırf oyun olsun. Çok deli ediyorlardı beni. Polis ya beyfendi. Hertürlü barzoluğu yapmakta özgür. Kanun tarafından koruyunor. Toto öyle bir kalkmışki. Orada işini gücünü yapan sıcak altında çalışan adamlara sarıyor. Başka işi gücü yok.

Şimdi başka bir yerde başka bir işte. Daha az paraya daha ağır. Daha hareketli güç sarfettiğin işte çalışıyorum. Normal standart aylık asgeri ücret. En düşük fiyat. Ama bunalmıyorum daha rahatım. Tek tabanca adamım zaten. Bana yetiyor. Bir anam var onunda kendi maaşı var. 1 ev 2 maaş öyle. İlerisini bilemem.
Gene benim seçimimdi ama :d O zamanki kararım ;d
Hayat.. Böyle bir şey. Tecrübe ederek doğruyu yanlışı anlarsın. Bir seçme ayrımına gelirsin birini seçersin. Doğruysa doğru olduğunu sonradan anlarsın. İyi yapmışım dersin. Yanlışsa yanlış olduğunu sonradan anlarsın. Eğer God of War Baba oğul gibi. Kratos gibi bir baban yoksa tabi 😀 Bütün hayatı sana öğreten. Elinden tutan her şeyi gösteren. Bak boy! Delikanlı! bu işler şöyledir. Böyle yapacaksın! Diyen babayiğit .< ;d

CevapAlıntı
Gönderildi : 8 Mayıs 2018 02:11
oyuncu beğendi
(@brynquadel)
Üye

Öhh.. kaptırdım ne yazmılım layn gene :I ;d Nereden nereye geldim >.< ;d

Delirtiyorsun beni XD

CevapAlıntı
Gönderildi : 8 Mayıs 2018 13:11
(@penetrator-god)
Üye

İngilizce geliştirmek çok kolay aslında. Yabancı dizi ve oyunlar oynarsanız biraz anlamaya başlıyorsunuz zamanla.

CevapAlıntı
Gönderildi : 8 Mayıs 2018 18:22
 Joe
(@joe)
Üye

İkinize de önerilerinizden dolayı teşekkür ederim. Fakat bir yanlış anlaşılma olmuş. Ben sınavın ortasında rahatsızlandığım için yds'yi yarım bırakıp çıkmak zorunda kaldım 😀 yapamadığımdan değil. Ales'e gireceğim gün de rahatsızlandım sabah yine, o yüzden dedim inşallah aynı şey olmaz anlamında...

Daha çok matematik konusunda tavsiyelerinize ihtiyacım var. Ama vatanseverin ilk önerisi bana hitap ediyor. Teşekkür ederim.

Özel ders gibi bir imkanınız yoksa. İnternetten çalışacaksanız Behzat Rasuliyi önerebilirim, yalnız bu adamla çalışacaksanız şu derslerde olumsuz eleştirim var :

-Tek-Çift Sayılar / Aşırı zorlamış, konu genel olarak zor ama birde bu adamdan çalışın farkı görün 😀

-Problemler / Almayın aldırtmayın o kadar net. 

Behzat Rasulinin farkı şurada :

1-) Dersi bölüm bölüm ayırıyor,mesela bölümün özelliklerini anlatıyor ve birlikte 10 soru çözüyorsunuz ondan sonraki test tamamen anlattığı bölümle ilgili oluyor ve siz çözüyorsunuz.(Testin çözümü var, yani konuyla ilgili bütün soruları çözüyor)

2-) Ders başına 200+ soru bitiriyorsunuz ve hepsi çözümlü.

3-) Bazı konularda çok özgün çözümleri var(Mutlak değer gibi)

Hocalara Geldik,Mat Akademi,Şenol Hoca vs... çoğunu dinledim, bence mat. konusunda kimse Behzat kadar iyi değil.

Not: Matematik konusunda sıfırsan Behzat'ın çok ağır geleceğini düşünüyorum bakmayın bile, şöyle bir zorluk sıralaması yaparsak, seviyenize göre çalışmanız daha iyi olur :

1-)Şenol Hoca
2-)Hocalara Geldik
3-)Behzat Rasuli

Not-2: Eğer sınava az kalmış ise gene Behzat yanlış seçim olacaktır , bu arada adres :  https://hayalkurun.com

CevapAlıntı
Gönderildi : 9 Mayıs 2018 09:50
 Ivy
(@ivy)
Üye

Özel ders gibi bir imkanınız yoksa. İnternetten çalışacaksanız Behzat Rasuliyi önerebilirim, yalnız bu adamla çalışacaksanız şu derslerde olumsuz eleştirim var :

-Tek-Çift Sayılar / Aşırı zorlamış, konu genel olarak zor ama birde bu adamdan çalışın farkı görün 😀

-Problemler / Almayın aldırtmayın o kadar net. 

Behzat Rasulinin farkı şurada :

1-) Dersi bölüm bölüm ayırıyor,mesela bölümün özelliklerini anlatıyor ve birlikte 10 soru çözüyorsunuz ondan sonraki test tamamen anlattığı bölümle ilgili oluyor ve siz çözüyorsunuz.(Testin çözümü var, yani konuyla ilgili bütün soruları çözüyor)

2-) Ders başına 200+ soru bitiriyorsunuz ve hepsi çözümlü.

3-) Bazı konularda çok özgün çözümleri var(Mutlak değer gibi)

Hocalara Geldik,Mat Akademi,Şenol Hoca vs... çoğunu dinledim, bence mat. konusunda kimse Behzat kadar iyi değil.

Not: Matematik konusunda sıfırsan Behzat'ın çok ağır geleceğini düşünüyorum bakmayın bile, şöyle bir zorluk sıralaması yaparsak, seviyenize göre çalışmanız daha iyi olur :

1-)Şenol Hoca
2-)Hocalara Geldik
3-)Behzat Rasuli

Not-2: Eğer sınava az kalmış ise gene Behzat yanlış seçim olacaktır , bu arada adres :  https://hayalkurun.com

Valla hiç beklemiyordum böyle bi cevap... İlgilendiğiniz için çok çok teşekkür ederim  :sir

CevapAlıntı
Gönderildi : 9 Mayıs 2018 17:35
(@brynquadel)
Üye

Şenol hoca bende tavsiye ederim. Daha iyi anlattığını sanıyorum, anlamak çözmek tabi size kalmış.

CevapAlıntı
Gönderildi : 10 Mayıs 2018 02:44
(@vatansever)
Üye

Bende de hatun konusunda bir dertlilik mevcut. Söylemeye utanan olur belki diye ilk ben açayım mevzuyu dedim.

Senelerdir hangi hatundan hoşlandıysam yüz vermedi, benden hoşlanan hatunlara da ben yüz vermedim. (Evet, bana yürüyen kızlar bile çıktı) Dedim bunlar kesin miyop falandır, bende ne buldular psikopat olabilirler diye. Sonra işte yıllardır başka şehirde yaşarken memlekete geri döndüm, kız arkadaş falan da kalmamış. Saçma salak bir işte çalışıyorum kafam bozuk. Ne foruma girmeye zaman kalıyor ne başka bir şey. Haftasonu 4-5 saat arkadaşlarla buluşunca aha sosyalleştim diyorum. Aslında kafam bozuk da değil. Genel hayatın gidişatını eğlenceli buluyorum. Millet Instagram’dan rastgele ekle yürü falan diyor, bayağı eğlenceli muhabbetler dönüyor. Masa tenisi öğreniyorum arada, kesemiyorun düzgünce ama iyi çakmaya başladım. Bakalım daha nasıl çakabileceğiz?

Arada tek bölümlük saçma hikaye yazasım geliyor, seveni var sanırım. Sonra diyorum, yarın sabah iş var yat uyu artık. Neyse ki ergenlik sivilceleri falan hep geçti, hemen hiç iz bırakmadı. 4 sene önce bu halimi görsem ulan ileride en azından bir şeye benzeyecekmişim derdim. Aslında yazdıkça şikayet edecek bir şeyim de yokmuş gibi geldi rahatladım, en azından sağlığım yerinde çok şükür.

Öyle işte.

CevapAlıntı
Konu başlatıcı Gönderildi : 10 Mayıs 2018 15:15
oyuncu beğendi
(@ibodala)
Üye

en azından sağlığım yerinde çok şükür.

Tek ihtiyacın bu zaten. Kendi ağzınla söylüyorsun sağlığım yerinde diye. En önemli şey o gerisini salla. Kız hatun konusunu kafanıza hiç takmayın. Dert edeceğiniz en son şey olsun. Şimdi no offense. Ama.. Hatunlar ne istediğini bilmiyor. Hepsi olgunlaşana kadar hayal dünyasında yüzer. Bana kız deyince artık midem bulanıyor misal. İlişki olarak yani. Artık hayatta bir kızın yanına yaklaşmam (genç kız yani) uğraşamam. Onu etkilemeye falan peşinde koşmak ? Kendimi beğendirmeye çalışmak ? HİÇ İŞİM OLMAZ..

25 , 26 , 27+ olgunlaşmış. Hayal dünyasından çıkmış kadınlar tercihim 😀 Hatta benden yaşça büyük olsun hiç sorun değil ;d 

Kovalarsın kaçarlar. Çok istersin onu şımarır yüz vermez. Kaçarsın. İnat eder daha çok üzerine gelir sarar sana. İlla elde edecem diye. Aaa BANA NASIL BAKMAZ !!! diye çıldırır. Seviyom seviyom çıldırır kendine kendine. Şaçmalık yani. Aşk dediğin şeyi zaten yeryüzünde daha çözen adam yok. Saçmalıkla sevginin birleşmiş hali. İnsanın dengesini bozan saçma ruh hallerine sürükleyen.

Günümüzde öyle yürütüyorlar işi ama bana sorarsan hiç o şekilde hatun arama. O şekilde bulduğunun hayırlı olacağını zannetmiyorum. Biraz mutlu olabilirsiniz sonra dağılır gider. Kısa süreli ilişkiler oluyor oralardan hep. Çoğu da samimi olmayan ilişkiler oluyor. Fiziksel yüzeysel. O sana bakar. Sen ona bakar. Sen dersin güzel kız hah. O der heh iyi idare eder adam. Görüşmekten takılmaktan zarar gelmez. Öyle oluyor oralardan.

Sosyal medyadan tanışıp birbirlerini çok seven körkütük aşık olan hayatının eşini bulan da var gerçi ama azınlık yani. Çoğu ilişkiyi biliyoz hep yüzeysel. Birbirlerinin fotoğrafına şekline bakıp. 3-5 ay aşkım sevgilim oluyor. 6.ay unutuyorlar birbirlerini. Ayrılmak istiyorlar. Böyle hatunlarla olacağına onlara gönlünü bağlayacağına boş dursun daha iyi.

Nasip kısmet dedikleri gibi. Klasik bir cümle ama gerçekten öyle. Sosyal hayatına devam et. Çokta işe güce gömülme bu yeterli. İlerde ille bir yerde biri ile tanışırsın etkilendiğin. Aranızda karşılıklı çekim olan. Nerede ne zaman olacağı hiç belli olmaz. Üşütürsün hastaneye gidersen orada sıranı beklerken. Bakkaldan ekmek alırken 😀 yada iş yerinde yada tatilde yada oturduğun yere taşınan yeni komşun hiç belli olmaz. Akışına bırak hiç dert etmeye gerek yok. Karşına illaki çıkacaktır. Hepte hiç umulmayan zamanlarda bir anda çıkar. Her insanın bir kısmeti bir ruh ikizi vardır.
http://www.haberturk.com/tv/yasam/haber/1956252-anitkabir-de-selfie-cekerken-tanisan-oktay-basturk-ve-yasemin-kirman-evlendi/2  Bugün okudum daha. Gezide kadın selfie melfie uğraşırken. Adam almış beraber selfie çekmişler. O sırada almış kadının aklını ;d  o sebeble muhabbeti ilerletmişler sevmişler birbirlerini. 1 yıl sonra evlilik kararı almışlar. Aynı yere gidip bu sefer gelinlik damatlıkla aynı fotoyu çekilmeyide ihmal etmemişler ;d

Böyle yani işte bu işler.

Tanıtım

Birde gerçekten sevdiğim biri vardı. Onu kaybettim. Ona çok üzüldüm. Ortam uygun değildi açılmadım. Ama belliydi ikimizinde davranışları bakışları her şey gün gibi ortadaydı. Sadece dile getirmiyorduk öyle takılıyorduk saf saf oturuyorduk .)) Kolumu atardım sınıfta sıraya parka falan neredeysek. Gelir kolumun içine otururdu 🙂 Saçlarıyla oynardım bazen onu çok severdi. Uykusu geliyormuş :'D Rahatlıyorum demiyor da uykum geliyor diyor 😀  Okul mokul bitti askerlik falan ayrı kaldım biraz. Bir işte çalışıyordu bir dükkanda satış elemanı olarak. En son bende askere gittim geldim sonra bende işe girdim. Hayata atılma öğrencilikten yetişkinliğe geçiş. Bir süre görüşemedim. Ben kendimi doğrultana kadar. Zaten askerlik olay benim. Hakkari/Çukurcaya çıktı çıka çıka. Oradan sınırcıymışız ver elini K.Irak. Çukurcanın sınırın ötesi. Kendime odaklandım o sıralar yani mecburen. Biraz uzak kaldım bundan. Sonra eski iş yerinden çıkmış. Sonra facebook'undan gördüm evlenmiş. O baya etkiledi beni. Hiç böyle bir şey beklemiyordum. Sanki sürekli öyle kalacakmış gibi.. Ben ona bir şey diyene kadar beni bekleyecekmiş gibi (/)_-'') O da benim kamilliğim. 

1 , 1,5 sene sonrada oğlu oldu. Bir kaç kere daha bakmıştım sosyal medyasına fotoğraflarına. Sonra oğlundan sonra bir daha bakmadım.

Bir ara kafam bozuktu. İşten gece nöbetinden çıkmıştım. Yataktaydım uyuyayım diye ama yarım yamalak bir uyudum bir uyandım. Uyuyamadım öyle böyle akşama kadar . Akşam kalktım parka gittim. Biraz bir şeyler içmiştim. Tek başıma parka oturuyordum. Bide gene sosyal hesabına bir kaç fotoğrafına bakmıştım. Aradım telini konuşayım diye. Bir şey olacağından değilde söylemek istediğim bir kaç şey vardı ve sormak istediğim. Onları söyleyecektim. Mesaj attım önce facebook'una Merve ben ibrahim eskilerden. Seninle konuşmak istiyorum bir kaç şey söylemek istiyorum konuşabilirmiyiz yazdım. Engellemiş beni. Sayfasını fotoğrafların görmeyeyim diye. Bir gün öyle ulaşılamıyor geçti. Sonra ertesi gün açmış tekrar. Bir günlüğüne blocklamış. Bende vazgeçtim sonra. Ertesi gün toparlanınca daha akıllı düşününce. Bu saatten sonra desem ne olacak artık dedim. Kızında kafasını berbat etmeye gerek yok şimdi. Olan olmuş artık.. Aklın olaydı zamanında söyleseydin* sa*l*k herif dedim. Kapattım konuyu.

Facebook'unda en son bir resim vardı. Altına yazılmış doğru bildiğim şeyleri yaparak kaybettiğim insanların yolu açık olsun. Evlilik fotoğraflarından önce atılmış. Onu üzerime alındım o söz beni çok mahvetti. Ama bana mıydı başkasına mı onuda bilmiyorum. Konuşamadım dediğim gibi. Son konuşmayı yapmadık.
 
Öyle gerçekten sevdiğiniz biri değilse yani kafaya takmaya değmez hatun olaylarını. Öyleyse? Sizinde benzer hikayeniz varsa? Ona yapacak bir şey yok zaten. Onu sonsuza kadar unutamıyorsun. 60 yaşına geleyim kendi adımı unutayım onu halen hatırlayacağım büyük ihtimal. Kafana kalbine kazanmış. Aradan 10 sene geçmiş. Bazen yatıyor kalkıyorsun. Hiç ortada öyle bir düşüncen yok. Aklının ucunda yok. Günlük normal her günkü şeylerini yapıp yatmışsın. Birden bire rüyana giriyor. Onun yüzünü görüyorsun. Eski son gördüğün hali. Kolunun içinde oturuyor gülümsüyor sana falan. Aynı 10 sene önceki hali. O görüntü kazınmış zihnine sanki. Sonra bam. Uyanıyorsun.

Öyle, yapacak bir şey yok ona. Arada bir iki duygusal müzik dinlersin aklına gelir. Ona benzeyen bir kız görürsün aklına gelir. Onunla yaptığınız gibi dışarda bir genç sevgili görürsün. Onu anımsarsın öyle. O orada kalıyor yani. Yapacak bir şey yok. Kalbine aklına bir kere gireni söküp atamazsın. Kendisi gitsede o izi bir yanı hep senin oranda kalıyor. Tedavisi yok malesef ;d

Bu tarz gerçekten çok sevipte birlikte olamadığınız biri değilse. Gerisini takma kafaya. Hiç aklına taktığına değmez.
Ondan sonra biriyle yakınlaşmadım bende. Hiçte ihtiyaç duymuyorum sevgili aşk maşk artık. Baya katılaştım.

Onlarında bir vakti var yani. Eskiden öyle güzel kız gördüm mü baka kalırdım kolay kaptırırdım kendimi. Şimdi o kadar pek etkilemiyor :d İstediği kadar güzel olsun. Güzelmiş müzelmiş öyleymiş böyleymiş. 
Artık bakışlar böyle benim;

;d Kanye dayı 😀 Kimsenin peşinde koşturamam. Kimsenin cins huyları tavırları tripleri ile uğraşamam. Kimseyi çekemem. Aşık olacak yerlerim ağrıyor. Kusura bakmasınlar ;d O kızın yerini kimse tutamaz. Ondan  öyleymiş böylemiş güzellermiş. Ne olursa olsun pek umrum değil.

Afedersin ihtiyacımı görürüm. Gerisi ile ilgilenmiyorum.
Sevgisiz yaşanmıyor tabi ama aşk şart değil.
Bazıları diyor evlen evlen yaşın geldi. 30'a kalma geç olur. Sırf evlenmiş olmak için evlenecekmişim... Daha genç arkadaşlarım bazıları bastı nikahı evlendi birileriyle. Evet doğrudur. Ama benim hiç umrumda değil. Valla doğrusunu söylemek gerekirse yakın bir tarihte de öyle bir planım yok. ;d Böyle iyi tek tabanca. Devam ~

Aklına geldikçe arada bir müziği bas geç ;d Bunları tek yaşayan biz değiliz. Seneler önce kaç abimiz yaşamış. Ne sözler yazılar şarkılar var.
 

CevapAlıntı
Gönderildi : 10 Mayıs 2018 17:32
oyuncu beğendi
(@signusseptimus)
Üye

önce al şunu;

zaman su gibi akarken konuşacak bir şeyinin de kalmaması, insanların değiştiğini gözlemlemek ve tabii kendinin de.
aç aç oturmak kahve sigarayla reseptörleri ve mideyi pert etmek. değişmek. iyi ya da kötü olduğunu farkedecek durumda olmamak. yozlaşma, çürüme, bozulma ya da tam tersi. hissizlik. derin bir uyuşma. ayıkken bile derin bir uyku. sahtelik. sahte olan her şeyden gelen bıkkınlık. zihinsel fonksiyonların azalması. kayıp hissi. kişiliğin parçalanması. olmayan bir gelecekte yaşamak, beyin zarında bir implant ve bir kaç uyarıcı ilaç ile tokyo'da bir ghetto mahallesinde envai çeşit elektronik panel, metal çöplüğünde gece yarısı uyuma isteği. bir araba mezarlığında yaşama isteği. gafillik.

CevapAlıntı
Gönderildi : 10 Mayıs 2018 20:08
(@brynquadel)
Üye

Vatansever'in derdini sanırım biraz anladım sanırım. Genel olarak gidişatı seviyor ama içerisinde bir boşluk var.
Aynı durumu kuzenim de anlattı. Faydalı olabilecek ne iş varsa o tarafa yönel dedim nasihat olarak.
İnsanın kendisini yönlendirebilmesi çok önemli. Hayallerinin peşinden koşması daha önemli. Bu yolda karşımıza çıkan her türlü soruna karşı dik durmamız gerekiyor.

CevapAlıntı
Gönderildi : 11 Mayıs 2018 01:55
(@baris)
Üye

Herkes birşeyler yazmış tesadüfen gördüm bende. Size tecrübelerimden altın nisahatlar vereyim; 🙂

Hobileriniz; spor, vs, hoşlandığınız şeyler varsa yapın. Çünkü hiç birşey sonsuz değil. İlerde hevesiniz kaçıyor birşey oluyor. O istek bitiyor.
Çünkü herşey istediğiniz gibi gitmiyor sonra soğuyorsunuz hiç birşeyden zevk almamaya başlıyorsunuz. İşsiz kalırsanız; iş veren, müdür, v.s o insanların hepsinin kafasında aradığı kişinin 1 profili vardır. Ve sadece o profile uygun kişiyi alırlar. Bu profilin genel özelliği o sektörde çok yetenekli kişi değildir. Biraz kabiliyet isterler tabi işten anlaması gerekli ama bu sizi seçmelerinde %30 civarı bir rol oynar. Güven çok önemlidir. Sadece iş değil her konuda. Bir insanın güvenini 1 kere veya hiç kazanamazsınız. 1 kere kaybederseniz bir daha kazanamazsınız. İnsanlar çok basit şeyler yüzünden size gıcık olup sizden soğuyabilir. Belki hiç önemi yoktur. Gerçekten çok basit birşeydir ama o insan için önemlidir. Bununda telafisi yoktur. Bir insanla görüşecekseniz hassas oldukları konulara çok dikkat edin. Takıntı olarakta düşünebilirsiniz bunu farketmez. Aşk meşk konusundada söyleyebileceğim; ben 5 yıldır o işlerle ilgilenmiyorum. Tanımadığım bir numara gördüğümde engelliyorum direk. Seve-soğuya-kırıla kimseyi sevemiyorsunuz zaman geçtikçe duygular kalmıyor. Duygular da ölüyor, bitiyor... O yüzden insanları kırmamaya çalışın. Bu konuda politik olmayı öğrenin. Pişman olacağınız şeyler yapmayın. Birşey daha, mutlaka hergün birşey öğrenin. 1 kelime bile olsa ne olduğu hangi alanda olduğu hiç farketmez. Maksat kendinizi geliştirmek. Çünkü hayat ilerliyor ve birşey öğrenmediğiniz hergün öğrenen insanlardan 1 adım geride kalıyorsunuz. O bir adımlar zamanla dağ kadar ve o insanlar kendileri ve sizin aranızda çok fark olduğunu düşünüyor 🙂 Onları umursamasanız bile ilerde mutlaka işinize yarıyor birşeyler öğrenmek boşuna gitmiyor. Misal, Hiç ummadığınız bir bilgiden o bilgi sayesinde başka bir bilgiye bağlantı kurarsınız gene işinize yarar.

CevapAlıntı
Gönderildi : 11 Mayıs 2018 08:18
oyuncu beğendi
(@savastutkunu67)
Üye

Son zamanlarda bir sınava çalıştığımdan dolayı foruma girmediğimden foruma ve yaptıklarımıza şöyle bir uzaktan bakma fırsatı yakaladım ve gerçekten anladım ki aslında burası çok başka bir dünya. Biraz sigarayı bırakan amcalar gibi olacak ama forumu bıraktıktan sonrası hakkında bazı anı olay tarzı şeylerden bahsetmek istiyorum. Mesela Whats App'da bile yazarken imla hatalarına dikkat edip arkadaşlarım botla konuşuyor gibi hissediyorum doğru yaz derken, ufak bir hata yaptığımda moderatörün beni banlayacağı korkusu üzerine daha çok dikkat etme takıntım, sınıfta canı sıkılan arkadaşıma zorla rp oynatıp ya kanka sonunda yazdıklarımızı tek defterde toplarız çok eğlenceli olucak bak ya diye gaza getirip üçüncü mesajda sıkılıp soru çözmeye başlaması(Bak bu cidden gerçekten sıkıcı olduğum hissini uyandırdı.), cümlelerin arasına Skyrim'den ya da forumda ortaya çıkan espirilerden bir kaç tane sıkıçtırınca senin önce gülüp sonra kimsenin gülmediğini anlayınca sakince sohbete devam etmen sonra, birinin CS:GO tavuk espirisi yapıp herkes gülerken benim cringe olmam höh daha uzar gider. Tabi forumun çok başka bir yermiş gibi hissetmemde benim oluşturduğum arkadaş çevresininde etkisi büyük ama yinede garip.

Sınva çalışıyorum demişken okul konusuna gelirsek bu yıl 12.sınıf oldum yeeeee. Daha doğrusu noooooo. Neden mi? Çünkü 12 demek sınava az kaldı çocuklar hızlanın demek, 12 demek okulun 1 ay geç kapanıp bir ay erken açılması demek son olarak 12 demek belirsizlik ya acaba bu bölümü cidden sever miyim? Amaaan ben puan yapayımda sonra bakarız demek. Yemin ediyorum ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. Foruma ilk geldiğim zamanlarda İsmetİsgor bana sınav hakkında şunu söylemişti;

-En başından beri bu sınavın bana göre olmadığını biliyordum abi.

Bende şimdi bu cümleye hak veriyorum çünkü bu sınav hiç bir insan evladına göre olamaz gençlere bunu yapmayın. Sad story. Çünkü yapmaya devam ederseniz insanlar tıpkı benim gibi yurtdışında eğitimin aslında milyoner işi olmadığını, çoğu ülkenin buradaki bir yerleri kırık sınavı şart koşmadığını fark edecek ve gitmek için çabalayacak. Ya da beki sadece hiç bir şey yokmuş gibi devam ederler hep yaptıkları gibi hep yaptığım gibi.

Ben buraya nasıl geldim? Ne güzel forumdan kalan alışkanlıklarıma gülüyordum.

Uzaktan olayı izleyen Kızıl Muhafızlar emredildiği gibi gidip mezara işediler ve oradan ayrıldılar.

CevapAlıntı
Gönderildi : 6 Haziran 2018 16:47
 Joe
(@joe)
Üye

CevapAlıntı
Gönderildi : 8 Haziran 2018 12:22
(@vatansever)
Üye

Son zamanlarda bir sınava çalıştığımdan dolayı foruma girmediğimden foruma ve yaptıklarımıza şöyle bir uzaktan bakma fırsatı yakaladım ve gerçekten anladım ki aslında burası çok başka bir dünya. Biraz sigarayı bırakan amcalar gibi olacak ama forumu bıraktıktan sonrası hakkında bazı anı olay tarzı şeylerden bahsetmek istiyorum. Mesela Whats App'da bile yazarken imla hatalarına dikkat edip arkadaşlarım botla konuşuyor gibi hissediyorum doğru yaz derken, ufak bir hata yaptığımda moderatörün beni banlayacağı korkusu üzerine daha çok dikkat etme takıntım, sınıfta canı sıkılan arkadaşıma zorla rp oynatıp ya kanka sonunda yazdıklarımızı tek defterde toplarız çok eğlenceli olucak bak ya diye gaza getirip üçüncü mesajda sıkılıp soru çözmeye başlaması(Bak bu cidden gerçekten sıkıcı olduğum hissini uyandırdı.), cümlelerin arasına Skyrim'den ya da forumda ortaya çıkan espirilerden bir kaç tane sıkıçtırınca senin önce gülüp sonra kimsenin gülmediğini anlayınca sakince sohbete devam etmen sonra, birinin CS:GO tavuk espirisi yapıp herkes gülerken benim cringe olmam höh daha uzar gider. Tabi forumun çok başka bir yermiş gibi hissetmemde benim oluşturduğum arkadaş çevresininde etkisi büyük ama yinede garip.

Sınva çalışıyorum demişken okul konusuna gelirsek bu yıl 12.sınıf oldum yeeeee. Daha doğrusu noooooo. Neden mi? Çünkü 12 demek sınava az kaldı çocuklar hızlanın demek, 12 demek okulun 1 ay geç kapanıp bir ay erken açılması demek son olarak 12 demek belirsizlik ya acaba bu bölümü cidden sever miyim? Amaaan ben puan yapayımda sonra bakarız demek. Yemin ediyorum ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. Foruma ilk geldiğim zamanlarda İsmetİsgor bana sınav hakkında şunu söylemişti;

-En başından beri bu sınavın bana göre olmadığını biliyordum abi.

Bende şimdi bu cümleye hak veriyorum çünkü bu sınav hiç bir insan evladına göre olamaz gençlere bunu yapmayın. Sad story. Çünkü yapmaya devam ederseniz insanlar tıpkı benim gibi yurtdışında eğitimin aslında milyoner işi olmadığını, çoğu ülkenin buradaki bir yerleri kırık sınavı şart koşmadığını fark edecek ve gitmek için çabalayacak. Ya da beki sadece hiç bir şey yokmuş gibi devam ederler hep yaptıkları gibi hep yaptığım gibi.

Ben buraya nasıl geldim? Ne güzel forumdan kalan alışkanlıklarıma gülüyordum.

Uzaktan olayı izleyen Kızıl Muhafızlar emredildiği gibi gidip mezara işediler ve oradan ayrıldılar.

Bölüm ve üniversite seçme konusunda tavsiye vereyim, madem üniversiteye hazırlanıyorsunuz. Öncelikle en önemli faktör mezun olunca iş bulabilme kapasitesi olmalı. Hiçbirimiz kendimizi kandırmayalım, %99'umuz üniversiteye bilim yapma amacı ile gitmiyor (ya da benim gibi bu amacı da gözetip hayal kırıklığına uğruyorsunuz), hepimiz daha kalifiye işler bulmak için diploma alma amacı ile gidiyoruz lisansa. Doğruya doğru, Türkiye'de mevcut durum bu.

Ülkedeki üniversitelerin çoğu çöp. Cumhurbaşkanı bile "biz yavrularımız üniversite okudum diyebilsin diye herkesi üniversiteli yaptık," diyor. Siyasete bulaşmadan devam edelim, son 10 senede açılan üniversiteleri ekseriyetle hedeflemeyin. Bir iki küçük binası olan özel üniversitelerden uzak durun. Üniversite dediğin şeyin arazisi olmalı, fakültelerin ayrı binaları olmalı. Kafeleri, yeşillik alanları falan olmalı. Sonradan çok pişman olursunuz söyleyeyim. Akademik kadroları iyi araştırın, akademik geçmişi iyi olan hocaların bulunduğu üniversiteler seçin, bu elemanlar da derse gelip slayt okuyacaklar ama tanınmış referans olurlar gözlerine girebilirseniz.

Bölüm olarak garanti meslek sahibi olmak istiyorsanız tıp tek bölüm, arkasından hukuk geliyor. Bunların dışındaki her bölüm kendinizi ne kadar geliştirdiğinize bağl- nahh bağlı. Ne kadar çevre yapıp kişi tanıdığınıza bağlı, ot gibi okusanız bile herkesi tanıyın, tanının. Erasmus, Jean Monnet falan yurtdışı ile alakalı hangi programı görürseniz başvurun. Kendinize güvenmeseniz bile başvurun. Varsa zamanınız ek işte çalışın, satış danışmanlığı yapın mesela, gerçek hayatta ağzınıza nasıl ediyorlar bir görün, becerebiliyorsanız buradan gelen parayı biriktirin. Yurtdışına gidin, gerçi bu kurlarla zor gidersiniz, bir hobi edinin size çevre yaptıracak, bu tipten işler yapın işte.

Mezun olduğunuzda iş ararken yanında kalabileceğiniz arkadaşınız olsun, beş parasız kaldığınızda size kapı açacak arkadaşınız olsun. Bunun için milletin zor zamanında yanında olun, ama enayilik yapmayın, kendinizi ezdirmeyin, hayır demeyi de bilin.

Ne bölüm, üniversite seçerseniz seçin devam zorunluluğu olmayan bir üst liseye gittiğinizi farkedeceksiniz. Millet derslere gelmeyecek, vize final haftaları not kovalayacak, sınavlardan sonra hoca kapılarında yatıp kalkıp not dilenecek. Sonra 3,5 üstü ortalamalarla bir bok bilmeden üst düzey şirketlere girip seve seve uyum sağlayacaklar. Siz dersi öğrenmeye çalışarak geçirdiğiniz vakitte not ezberleyen tipler size fark atacak. Hayal dünyasında yaşamadığınızı en acımasız yöntemlerle öğreneceksiniz.

Torpil yapabilecek akraba, eş dostla arayı iyi tutun. Mezun olduktan sonra gidip bir çaylarını için. Yoksa bu kişiler bir soğuk su için, ya asgari ücretle özel sektörde senelerce sürünün, ya da oturup adam gibi kpss çalışın, iyi bir puan yapın ki atanırken torpille bile önünüze geçemesinler.

Gerçi başta bölüm üniversite tercihi dedim ama konuyu dağıttım. Ne yaparsanız yapın yukarıda gördüğünüz tabloyla karşılaşacaksınız. Yine de umudunuzu şimdiden kaybetmeyin, geciktirin biraz.

CevapAlıntı
Konu başlatıcı Gönderildi : 11 Haziran 2018 19:05
 Ran
(@rancour)
Üye

Feels bad man...

CevapAlıntı
Gönderildi : 12 Haziran 2018 20:17
Sayfa 2 / 8