Varsayılan İhanet

Varsayılan İhanet

Tek Perdelik Oyun

Yazan: Anthil Morvir
Çeviren: Bartua
Düzenleyen: Bedirhan Köse

Oyuncular
- Malvasian: Cenk büyücüsü Yüce Elf
- Inzoliah: Cenk büyücüsü Kara Elf
- Dolcettus: Cyrodiilli şifacı
- Schiavas: Argonyalı barbar
- Hayalet
- Birkaç haydut

Sahne: Eldenwood

Perde kalkar. Sahnede efsane şehir Yeşilyurt'ta bulunan Eldengrove'un sisli, karmaşık bir bölümü vardır. Kurtların ulumaları her yerden duyulur. Lanetli, aşağılık SCHIAVAS, bir ağacın dalını kırarak sahneye çıkar.

SCHIAVAS: Burası temiz.

Güzel bir Kara Elf büyücüsü olan INZOLIAH barbarın yardımıyla bulunduğu ağaçtan aşağı iner. Yakından duyulan ayak sesleri ürkütür. Schiavas kılıcını çekmiştir ve Inzoliah bir büyü yapmaya hazırdır. Hiç kimse ortaya çıkmaz.

INZOLIAH: Kanaman var. Seni iyileştirmesi için hemen Dolcettus'u görmelisin.

SCHIAVAS: Dolcettus mağarada yaptığı büyülerden dolayı biraz yorgun. Ben iyiyim. Ola ki buradan çıkarsak ve kimsenin ihtiyacı olmazsa, son şifa iksirini içebilirim. Malvasian nerede?

Yüce Elf cenk büyücüsü MALVASIAN ve Cyrodiilli şifacı DOLCETTUS ağaçtan ortaya çıkarlar, aralarında hayli ağır gözüken bir sandık vardır. Ağaçtan sakarca bir şekilde inerler. Ellerinde hala ganimetleri vardır.

MALVASIAN: İşte buradayım. Ama bu sandığı taşımak gerçekten beni aştı. Her zaman bir zindana barbarla girmenin iyi olduğunu düşünmüşümdür. Çünkü tüm ganimetleri o taşır.

SCHIAVAS: Eğer o sandığı taşısaydım ellerim savaşmak için meşgulün de meşgulü olurlardı. Yanılıyorsam söyleyin, siz üçünüzden hiçbirinizin o zindandan çıkmak için yeterli büyü gücü yoktu. Hele ki yerin altındaki Cücelere şok vererek ve onları patlatarak büyü gücünüzü fazlasıyla harcadınız.

DOLCETTUS: Cüce.

SCHIAVAS: Merak etme senin düşündüğün şeyi yapmayacağım.

INZOLIAH (masumca): Ne düşünüyordun?

SCHIAVAS: Hepinizi öldürüp abanoz zincirzırhını alacaktım. Kabul et böyle bir şey aklından geçmişti.

DOLCETTUS: Ne kadar korkunç bir düşünce.

INZOLIAH: Neden olmasın?

MALVASIAN: Söylediği gibi, hamallara ihtiyacı var. Sandığı taşırken bir yandan da Eldengrove sakinleriyle dövüşemez.

DOLCETTUS: Stendarr adına, bunların hepsini görmezden gelmek... Tipik bir Argonyalı.

INZOLIAH: Peki beni neden canlı istiyorsun?

SCHIAVAS: Benim için mecburiyet değil ama pürüzsüz cildin ile diğer ikisinden daha güzel olduğundan olabilir ve arkamızdan bir şey gelirse ilk başta muhakkak seni alacaktır.

Çalılıkların arasından bir ses gelir.

SCHIAVAS: Git ve kontrol et.

INZOLIAH: Büyük ihtimalle bir kurttur. Burası kurtlarla dolu. Git de sen kontrol et.

SCHIAVAS: Artık seçmelisin, Inzoliah. Gidersen belki yaşarsın, kalırsan kesinlikle öleceksin. Kararını ver.

Inzoliah endişelenir ve çalılıklara gider.

SCHIAVAS (Malvasian ve Dolcettus'a doğru): Silvenar kralı bu zırh için iyi para öder. Tabii ki biz de parayı bölüşürüz. Dört kişi yerine üç kişi.

INZOLIAH: Çok haklısın.

Inzoliah birden sahnenin yukarısına kalkar. Yarı şeffaf hayalet çalılıkların arasından çıkar ve Schiavas'a doğru koşmaya başlar. Barbar çığlık atar ve kılıcını vurur. Vurduğu sırada hayalet, dondurucu bir enerji savurur. Schiavas yere perişan halde kapaklanır. Sıra şifacı Dolcettus'tadır, hayalet odaklanır ve dondurucu nefesini talihsiz Dolcettus'a üfler. Malvasian hayalete bir alev topu gönderir ve hayalet sisli havaya karışır.

Inzoliah tekrar uçarak yere iner. O sırada Malvasian, Dolcettus ve Schiavas'ın ölü bedenlerine bakar. İkisi de hayaletin öldürücü nefesinden sonra bembeyaz kesilmişlerdir.

MALVASIAN: Büyü gücünü toplamalısın.

INZOLIAH: Sen de. Öldüler değil mi?

Malvasian, Dolcettus'un çantasından iyileştirici iksiri alır.

MALVASIAN: Evet, şükürler olsun ki iksir yere düşünce kırılmamış. Sanırım ödülü toplamak bize kaldı.

INZOLIAH: Buradan ikimiz bir olmadan çıkamayız. İster beğen, ister beğenme.

İki cenk büyücüsü sandığı tutarlar ve dikkatlice yere gömerler. Uzun zaman boyunca ne ikisinden ne de başka bir yerden ses gelmez.

MALVASIAN: Bir şeyi açıklığa kavuşturalım. Çok az büyü gücün kalmıştı ve sen de onu Schiavas'ı öldürmek için kullandın. Zaten güç bakımından bitik olduğum halde beni büyü yapmak zorunda bıraktın. Düşünüyorum da senden daha güçlü olamam. İlk aklıma gelen buydu.

INZOLIAH: Teşekkür ederim. Mantıksal açıdan doğru. Yeni bir büyü yapmak için gücün var mı?

MALVASIAN: Doğal olarak evet. Tecrübeli bir cenk büyücüsü her zaman için basit ama etkisi büyük büyüler bilir. Eminim sen de birkaç şey biliyorsundur.

INZOLIAH: Aynen söylediğin gibi.

Havada korku dolu yakarışları duyana kadar durdular. Ses gittiğinde zorlukla yürümeye başladılar.

INZOLIAH: Sadece laf olsun diye soruyorum. Merak ediyorum da burada bir daha dövüşseydik bana hangi büyüyü yapardın?

MALVASIAN: Umarım hazineyi kendime saklayabileyim diye seni nasıl öldürmeyi tasarladığımı düşünmüyorsundur.

INZOLIAH: Tabii ki öyle bir şey düşünmedim, seni öldürmeyi düşünmediğim gibi. Laf olsun diye sordum işte.

MALVASIAN: Peki ben de laf olsun diye cevap veriyorum. Büyük ihtimalle sana sömürme büyüsü uygulardım. Senin sağlığını kendimi iyileştirmek için kullanabileyim diye. Her şeyden önemlisi burası ile Silvenar arası yolda birçok haydut var ve yaralı bir cenk büyücüsü ile para edecek bir eser, cazip hedef haline gelecektir. Eldengrove açıklığında ölmek için mücadele etmiş olmaktan nefret ederim.

INZOLIAH: Bu gerekçeleri sağlam olan bir cevaptı. Tekrar bana gelirsek, emin ol asla böyle bir şey yapmam. Sanırım bir yıldırım büyüsü tüm amaçlarımı çok iyi şekilde yerine getirir. Sana haydutların tehlikesi konusunda katılıyorum ama unutma iyileştirme iksirimiz yanımızda. Ve kolaylıkla seni keser ve kendimi tam olarak iyileştirirdim.

MALVASIAN: Çok doğru. Savaşın sonucu bir soruya bağlı olarak biterdi, o da hangimizin büyüsünün o anda daha etkili olduğu. Büyülerimiz etkisiz hale getirilirse senin tüm hayatını alır ve ardından senin yıldırımınla sakat kalırdım ve sonunda ikimiz de ölürdük. Veya tam ölecekken iyileştirme iksiri ikimizden birini zorlukla iyileştirebilirdi. Artık bunları konuşmayalım. İki hilekar cenk büyücüsü ne kadar iyonik olurdu değil mi? Hilekar olduğumuzu söylemiyorum ama şu anda ölümün kıyısındayız ve hiç büyü gücümüz kalmadı, üstüne üstlük bir iksirimiz var. Peki o zaman iksiri kim içecek?

INZOLIAH: Elinde tuttuğuna göre bu kişi sen olacaksın. Peki içimizden biri ya ölmezse, sadece yaralanırsa?

MALVASIAN: Mantık, hilekar cenk büyücüsüne iksiri alması için emreder. Sonunda yaralı arkadaşı elementlerin merhametine bırakır bence.

INZOLIAH: En mantıklısı bu gibi gözüküyor ama azıcık hilebaz cenk büyücülerinin bile yanındaki arkadaşlarına biraz saygıları vardır. Bu durumda kazanan belki iksiri ağacın ya da feci şekilde yaralamış arkadaşının yanına koyar. Sonunda yaralanmış olan yeteri kadar büyü gücünü topladığında ağacın dallarını kaldırır ve iksiri içer. O zamana kadar da kazanan zaten sandığı çoktan götürmüş olur.

Çalıların yanından bir ses geldiğinde bir dakika duraksadılar. Tehlikeyi geçmek için dikkatlice dalların üstünden tırmandılar.

MALVASIAN: Ne demek istediğini anlıyorum fakat öyle gözüküyor ki varsayımsal hilekar cenk büyücüsü yaralı olana yardım etmiş olacak.

INZOLIAH: Belki ama gözlemlediğim kadarıyla çoğu hilekar cenk büyücüsü kurbanını yendiği zaman onun yaşamasına izin verir. Hayatı boyunca kaybedişinin utancıyla yaşaması için.

MALVASIAN: Bu hilekar cenk büyücüleri biraz... (heyecanla) Gün ışığı! Görüyor musun?

İki aceleci dalları atlayarak çalılıkları geçerler. Sahnede göremeyiz. Sadece parlak güneşin küçük bir ışık halkasını görürüz.

MALVASIAN (uzun çalılıkların arkasından): Başardık.

INZOLIAH (çalılıkların arkasından): Evet.

Birden bire elektriksel bir patlama olur ve vahşi kırmızı ışık gözükür. Sonra sadece sessizlik kalır. Birkaç dakikalık aradan sonra sahnede birinin ağaca çıktığı duyulur. Çıkan Malvasian'dır. İksiri yukarı koyar. İnerken yüzünde gülümseme vardır. Perde kapanır.

Son söz.

Perde Silvenar yolundan bir görüntüyle açılır. Haydut çetesi Malvasian'ın etrafını sarmıştır. Elinde asasını kuvvetle tutmaktadır ve güç bela ayağa kalkabilmektedir. Sandığı yanından kolaylıkla çekerler.

HAYDUT #1: Bakalım burada neler varmış? Senin gibi hastayken kimsenin bu yolda güvende olmadığını bilmiyor musun? Neden sana yükünü taşımanda yardım etmiyoruz?

MALVASIAN (zayıf bir şekilde): Lütfen... Beni bir...

HAYDUT #2: Hadi büyücü savaş bizimle!

MALVASIAN: Yapamam... Çok güçsüz...

Birden Inzoliah uçarak gelir, ellerinde elektrik toplarını haydutlara atmaktadır. Haydutlar kaçar. Yere iner ve sandığı alır. Malvasian çökmüştür. Ölmektedir.

MALVASIAN: Farzet ki bir... Cenk büyücüsü ilk başta onu incitmeyen birine zarar verip... Ondan hayat gücünü ve efsununu alırsa ve iksiri ağaçta bırakıp giderse o büyücü nedir?

INZOLIAH: Sanırım hain bir cenk büyücüsüdür.

MALVASIAN: Ve... Farzet ki... Düşen arkadaşı o hain cenk büyücüsüne yardım eder ve... Arkadaşının üstüne bıraktığı aşağılamadan zevk... Alır mı?

INZOLIAH: Benim tecrübelerime göre, hayır. O aptal biri değil.

Inzoliah sandığı yola doğru çekerken Malvasian orada can verir. Sahne kapanır.

Created with the Personal Edition of HelpNDoc: Produce electronic books easily