Xyr Kalesi Vahşeti

Xyr Kalesi Vahşeti

Tek Perdelik Oyun

Yazan: Baloth-Kul
Çeviren: Deniz Görmez
Düzenleyen: Cem Filiz

* Karakterler *
Clavides - İmparatorluk Muhafızları yüzbaşısı. Cyrodiilli.
Anara - Dunmer ırkından bir hizmetçi kadın.
Ullis - İmparatorluk Muhafızları subayı. Argonyalı.
Zollassa - Argonyalı genç bir büyücü.

Akşam saatleri. Oyun Scath Anud'daki kalenin değerli mobilyalarla ve duvar örtüleriyle dolu büyük karşılama salonunda başlar. Meşaleler hafif bir aydınlatma sağlar.

Salonun ortasında büyük demir bir kapı olan kalenin ana giriş kapısı yer alır. Üst kattaki balkona çıkan merdivenler bu kapının yanındadır. Sol tarafta şu an kapalı olan kütüphanenin kapısı vardır. Sağ tarafta ise altı metre boyunda, neredeyse tavana değen devasa bir zırh takımı yer alır. Etrafta hiç kimse görünmese de kütüphaneden gelen, şarkı söyleyen bir kadın sesi duyulmaktadır.

Demir kapıya vuran yumruk sesleri kadının şarkısını keser. Kütüphane kapısı açılır ve sıradan görünüşlü bir hizmetçi olan Anara aceleyle kapıyı açmaya gelir. İmparatorluk üniformasıyla yakışıklı Clavides kapıda beklemektedir.

ANARA: İyi akşamlar efendim.

CLAVIDES: İyi akşamlar. Efendin evde mi?

ANARA: Hayır efendim, sadece ben varım. Efendim Sedura Kena Telvanni Hordalf Xyr, kışlık malikanesinde. Sizin için yapabileceğim bir şey var mı?

CLAVIDES: Olabilir. İçeri girmemin bir sakıncası var mı?

ANARA: Hiçbir sakıncası yok efendim. Buyurun. Size içecek bir şeyler getirmemi arzu eder misiniz?

Clavides Salona girer ve etrafa bakınır.

CLAVIDES: Hayır teşekkür ederim. Adın ne senin?

ANARA: Anara efendim.

CLAVIDES: Anara, efendin Scath Anud'dan ne zaman ayrıldı?

ANARA: İki haftadan fazla oldu. Bu yüzden kalede sadece ben varım efendim. Diğer bütün hizmetçiler ve köleler efendi hazretleriyle beraber seyahat ediyor. Ters giden bir şeyler mi var?

CLAVIDES: Evet var. Sul-Kharifa adında birini tanıyor musun?

ANARA: Hayır efendim. O isimde hiç kimseyi tanımıyorum.

CLAVIDES: O zaman bundan sonra da tanıyamayacaksın. Ölmüş biri çünkü. Birkaç saat önce ayaz saldırısından dolayı donmak üzereyken bulundu. Aklı pek yerinde değildi, neredeyse anlaşılmaz bir haldeydi ama son sözleri arasında "kale" ve "Xyr" duyuldu.

ANARA: Yaz ortasında donmak mı? Ama bu çok garip. Efendimin bu adamı tanıdığını farz edebiliriz fakat bir Ashlandli olduğunu düşünürsek ve efendimin de Telanni ailesinden, doğrusu cüretimi bağışlarsanız efendim arkadaş olduklarını sanmıyorum.

CLAVIDES: Şurası efendinin kütüphanesi mi? İçeri bir göz atmamın bir sakıncası var mı?

ANARA: Lütfen efendim, istediğiniz yere bakın. Saklayacak hiçbir şeyimiz yok. Biz imparatorluğa sadık insanlarız.

CLAVIDES: Duyduğum kadarıyla bütün Telanni öyle.

(Oyun yazarının notu: Bu kısım ironi katılmadan oynanmalı. Seyircinin güleceğine inanın. Yerel politik görüş ne olursa olsun asla yanılmaz.)

Clavides kütüphaneye girer ve kitaplara göz gezdirir.

CLAVIDES: Kütüphanenin tozunun alınması gerekiyor.

ANARA: Evet efendim. Siz kapıyı çaldığınızda ben de tam olarak onu yapıyordum.

CLAVIDES: İyi ki çalmışım kapıyı. Eğer işini bitirmiş olsaydın tozlar üzerinde oluşan bu boşluğu yani buradan büyük bir kitap alındığını fark edemeyecektim. Anlaşılan efendin bir büyücü.

ANARA: Hayır efendim. Yani çok fazla çalışır ama hiç büyü yapmaz, eğer büyücülükle kastettiğiniz bu ise. Kendisi bir "kena"dır, akademiye gitti vesaire. Biliyor musunuz? Şimdi düşündüm de o kitaba ne olduğunu biliyorum. Akademiden başka bir kena dün buralardaydı ve birkaç kitap ödünç aldı. Kendisi efendimin bir arkadaşıdır, o yüzden bir sakıncası olmadığını düşündüm.

CLAVIDES: Şu kena, adı Warvim miydi?

ANARA: Olabilir. Hatırlamıyorum.

CLAVIDES: Şüpheliler arasında akademide tutukladığımız Kena Warvim adında bir büyücü var. Orada ne yapmakta olduğunu bilmiyoruz ama yasadışı bir şey olduğu kesin. Kitabı ödünç alan kena o muydu? Bir bacağı sakat olan, topal bir herif miydi?

ANARA: Hayır efendim, dünkü kena o değildi. Yürüyüşü düzgün ve iri birisiydi, öyle hatırlıyorum.

CLAVIDES: Sizin için bir sakıncası yoksa evin kalan kısımlarına da bir göz atacağım.

Clavides merdivenlerden yukarı çıkar ve diyalogunu yukarıdaki balkondan ve odalardan sürdürür. Anara yerleri silmek için yüksek arkalıklı bir oturağı zırhın önüne çekerek alt katı toplamaya devam eder.

ANARA: Ne aradığınızı sorabilir miyim efendim? Belki size yardımcı olabilirim.

CLAVIDES: Kaledeki bütün odalar bunlar mı? Hiç gizli geçit yok mu?

ANARA (gülerek): Efendim, Sedura Kena Telvanni Hordalf Xyr gizli geçidi ne yapsın?

CLAVIDES (zırha bakarak): Efendin iri cüsseli bir adammış.

ANARA (gülerek): Efendim, alay etmeyin. O dev zırh süs için. Efendim o devi on yıl önce öldürdü, zırhı da bir tür hatıra olarak saklıyor.

CLAVIDES: Doğru, buraya ilk atandığım zamanlarda böyle bir şey duyduğumu hatırlıyorum. Devi öldüren Xyr adında biriydi ama ilk adının Hordalf olduğunu hatırlamıyorum. Hafızam yanılıyor olabilir. Devin adı neydi?

ANARA: Korkarım ki hatırlamıyorum efendim.

CLAVIDES: Ben hatırlıyorum. Adı Torfang idi. "Torfang'ın kalkanından kaçtım."

ANARA: Anlamıyorum efendim. Torfang'ın kalkanı mı?

Clavides hızla alt kata iner ve zırhı inceler.

CLAVIDES: Sul-Kharifa, Torfang'ın kalkanından kaçmak gibi bir şeyler söyledi. Aklını yitirdiğini düşünmüştüm.

ANARA: Ama kalkanı yok efendim.

Clavides yüksek arkalıklı oturağı kenara çekerek zırhın altındaki geniş kalkanı ortaya çıkarır.

CLAVIDES: Hayır var. Bu oturak ile onu kapattın.

ANARA: Bilerek yapmadım efendim! Ben sadece ortalığı topluyordum! O zırhı her gün görüyorum efendim ama yemin ederim o kalkanı daha önce hiç görmedim.

CLAVIDES: Sorun değil Anara, sana inanıyorum.

Clavides kalkana doğru ilerler ve aşağıya inen geçidi ortaya çıkarmak için onu kenara iter.

CLAVIDES: Görünen o ki Sedura Kena Telvanni Hordalf Xyr'in gizli bir geçide ihtiyacı varmış. Bana bir meşale getirir misin?

ANARA: Ama bunu daha önce görmemiştim!

Anara duvardan bir meşale alır ve Clavides'e verir. Clavides geçide girer.

CLAVIDES: Burada bekle.

Anara, Clavides'in tünelde kayboluşunu izler. Endişeli görünüyordur ve en sonunda ön kapıya doğru koşar. Kapıyı açtığında Argonyalı bir imparatorluk subayı olan Ullis eşikte bekliyordur. Çığlık atar.

ULLIS: Sizi korkuttuğum için özür dilerim.

ANARA: Şimdi olmaz! Git buradan!

ULLIS: Korkarım ki yüzbaşı bundan hoşlanmayacaktır hanımefendi.

ANARA: Sen yüzbaşının adamı mısın?

Clavides geçitten bembeyaz bir suratla dışarı çıkar. Kendine gelip konuşuncaya kadar bir süre geçer.

ULLIS: Yüzbaşım? Aşağıda ne var?

CLAVIDES (Anara'ya): Efendinin bir ölüçağıran olduğunu biliyor muydun? Kileriniz cesetlerle dolu!

Anara bayılır. Ullis onu taşıyıp kanepeye yatırır.

ULLIS: Bir de ben bakayım efendim.

CLAVIDES: Yakında yeterince göreceksin. Cesetleri taşımak için karakoldaki bütün askerlere ihtiyacımız olacak. Ullis, bir sürü savaş gördüm ama bunun gibi bir manzaraya daha önce rastlamadım. Birbirine benzer iki tane yok. Khajiit, Sload, Dunmer, Cyrodiilli, Breton, Kuzeyli; diri diri yakılmış, zehirlenmiş, elektrik verilmiş, erimiş, parçalanmış, içi dışına çıkmış, parçalara bölünüp sonra tekrar dikilmiş çeşit çeşit ceset.

ULLIS: O donarak ölen buradan kaçtı demek, böyle mi oldu sence de?

CLAVIDES: Bilmiyorum. Neden birisi böyle bir şey yapar ki Ullis?

Kapı çalınır. Clavides kapıyı açar. Argonyalı genç bir kadın olan Zolassa elinde bir mektup ve paketle kapının önünde duruyordur.

ZOLASSA: Günaydın, siz Lord Xyr değilsiniz, değil mi?

CLAVIDES: Hayır. Elindeki nedir?

ZOLASSA: Lorda iletmem gereken bir mektup ve paket. Çabuk döner mi geri?

CLAVIDES: Sanmıyorum. Paketi iletmen için sana kim verdi?

ZOLASSA: Akademideki hocam Kema Warvim. Bacağı sakattır o yüzden bunları lord hazretlerine götürmemi istedi. Aslında doğruyu söylemek gerekirse bunları dün akşam getirmem gerekiyordu fakat meşguldüm.

ULLIS: Teşekkürler. Kendisini gördüğümüzde lord hazretlerine paketi veririz.

ZOLASSA: Teşekkürler, Scath Anud'da yakışıklı bir Argonyalı olduğunu duymuştum. Ama maalesef Kema Warvim'e paketi lord hazretlerine elden vereceğime dair söz verdim. Zaten gecikmiş durumdayım, şimdi böylece bırak...

CLAVIDES: Biz imparatorluk muhafızlarıyız hanımefendi. Paketi ve mektubu biz alırız.

Zolassa isteksizce paket ve mektubu Clavides'e verir. Ayrılmak üzere arkasını döner.

ULLIS: Eğer sizi görmek istersek akademide olacaksınız değil mi?

ZOLASSA: Evet. İyi haberlerinizi beklerim.

ULLIS: İyi geceler hanımefendi.

Zolassa gidince Clavides paketi açar.

Kitabın birçok sayfası eksiktir.

CLAVIDES: Görünüşe göre kayıp kitabı bulduk. Hem de ayağımıza kadar geldi.

Clavides kitabı içinden sessizce okumaya başlar.

ULLIS (kendi kendine, keyifli bir şekilde): Scath Anud'da başka bir Argonyalı mı? Hem de bu kadar güzel bir tane. Ona karşı çok kaba davranmamışızdır umarım. Buradaki kadınların pürüzsüz, nemli tenlerinden bıktım. İzindeyken onunla karşılaşsak ne güzel olurdu.

Ullis konuşurken, mektubu açar ve okur.

ULLIS (devam eder): Güneyli birine benziyordu, tıpkı benim gibi. Bilirsin Kara Bataklık'ın kuzeyinde yaşayan Argonyalılar... daha... az...

Ullis donakalmış bir şekilde mektubu okumaya devam eder. Clavides kitabın arka sayfalarına atlar ve son cümleleri okur.

CLAVIDES (yüksek sesle): Siyah mürekkeple "Erkek Khajiit enteresan bir şekilde en basit yıldırım büyüsüne dayanıklılık gösteremedi ancak birkaç gün boyunca yavaşça uygulanan orta seviye asit büyüleriyle ilginç fizyolojik sonuçlar elde ettim" yazıyordu. Kenarlardaki boşluklarda kırmızı mürekkeple: "Evet, anlıyorum. Asit büyüsü deneğin bütün vücuduna aynı şekilde mi uygulanmıştı?" Siyah mürekkeple: "Dişi Kuzeyli on altı saat boyunca ayaz büyüsüne maruz bırakıldı ve sonunda donarak kristalize oldu ve kısa süre sonra hayatını kaybetti. Buna karşın erkek Kuzeyli ve Ashlandli daha erken komaya girmelerine rağmen bir süre sonra iyileştiler. Ashlandli daha sonra kaçmayı denedi ama onu engelledim. Kuzeyli basit bir ateş büyüsüne karşı aşırı bir duyarlılık gösterdi ve hayatını kaybetti. Ekteki resimlemelere bak." Kırmızı mürekkeple: "Evet. Anlıyorum. Haşlanmış deri ve bozulmuş dokulardan anladığım kadarıyla uzun müddetli bir soğuğu takip eden daha kısa süreli bir ateşin sebep olduğu bir tür içten yanma meydana gelmiş olmalı. Deneyi bizzat gözlemlemeye gelemiyor olmam çok yazık fakat aldığınız mükemmel notlar için size övgülerimi sunuyorum." Siyah mürekkeple: "Hizmetçim Anara'yı yavaşça zehirlemem konusundaki tavsiyeleriniz için teşekkür ederim. Önerdiğiniz dozajlar hafızasını kurnazca silme konusunda etkileyici sonuçlar verdi. Mümkün olduğu kadar dozajları artırarak ne zaman fark edeceğini görmek istiyorum. Bu arada hiç Argonyalı deneğimin olmaması üzücü fakat köle tacirleri sonbaharda birkaç sağlıklı numune getirmeye söz verdiler. Onların metabolizmalarını Elfler ve insanlarınkiyle karşılaştırmak istiyorum. Teorilerime göre bir Argonyalıya birbirini izleyen dalgalar halinde uygulanacak orta seviye bir yıldırım büyüsü en azından birkaç saat boyunca öldürücü olmayacaktır, dişi Cyrodiilli ve dev üzerinde elde ettiğim sonuçlar bunu gösteriyor." Kırmızı mürekkeple: "Sonuçları görmek için sonbaharı beklemek yazık olur."

ULLIS (mektubu okur): Kırmızı mürekkeple, "Arzu ettiğiniz Argonyalı burada. Lütfen beni sonuçlardan haberdar edin." "Kema Warvim" diye imzalanmış.

CLAVIDES: Kynareth adına, bu ölü çağırmadan da öte. Bu bir vahşet. Kema Warvim ve Kena Telvanni Hordalf Xyr ölümle değil, büyüyle işkence yapmanın sınırlarıyla deney yapıyorlarmış.

ULLIS: Mektup Kena Telvanni Hordalf Xyr'a değil, Iachilla Xyr'a gönderilmiş. Karısına yani, sence?

CLAVIDES: Iachilla. Devin öldürülmesiyle ilgisi olduğunu duyduğum Xyr ailesinden olan Telvanni'nin adı buydu. En iyisi hizmetçiyi buradan götürelim. Bir şifacıya görünmesi gerek.

Clavides Anara'yı uyandırır. Kafası karışmış görünüyordur.

ANARA: Ne oluyor? Siz de kimsiniz?

CLAVIDES: Endişelenme, her şey düzelecek. Seni bir şifacıya götüreceğiz.

ULLIS: Üzerine bir palto almak ister misin, Iachilla?

ANARA: Teşekkürler, hayır, üşümüyoru...

Anara/Iachilla yakalandığını anlayarak durur. Clavides ve Ullis kılıçlarını çekerler.

CLAVIDES: Ellerinizde siyah mürekkep var leydim.

ULLIS: Ve beni kapıda gördüğünüz zaman dostunuz Warvim'in gönderdiği Argonyalı sandınız. Bu yüzden "Şimdi olmaz. Git buradan," dediniz.

ANARA/IACHILLA: Sizler Anara'dan daha dikkatlisiniz. O ise neler döndüğünü hiç anlayamamıştı, zehir büyüsünü üç katına çıkardığımda bil tahammül edilebilir bir ıstırap olarak ifade edebileceğim bir acı içinde öldü.

ULLIS: Benim üzerimde önce hangisini deneyecektin, ateş mi yoksa yıldırım mı?

ANARA/IACHILLA: Yıldırım. Ateşi fazla tahmin edilemez buluyorum.

Konuştuğu sırada duvarlardaki meşaleler söner. Ortam zifiri karanlıktır.

Yaşanan bir boğuşmanın sesleri duyulmaktadır, kılıçlar çınlıyordur. Aniden bir yıldırım topu parlar ve sesler kesilir. Karanlığın içinde Anara/Iachilla konuşur.

ANARA/IACHILLA: Çok ilginç.

Perde kapanırken birkaç yıldırım parlaması daha görülür.

SON

Created with the Personal Edition of HelpNDoc: Free iPhone documentation generator